''Nen var Zeze?”
”Hiç. Şarkı söylüyordum.”
”Şarkı mı söylüyordun?”
”Evet.”
”Öyleyse ben sağır olmalıyım.”
"delik bir ayakkabı bazen adalettir
dünyanın katılığını çözüp eritir."
Ben ve Olric sizleri sarsmaya geldik. Dünya tarihinde eşi görülmemiş bir duygululukla ve kendini beğenmişçesine ve kendini beğenmişçesine sanki bizden önce bir şey söylememişçesine gillerden olmaktan korkmadan kapınızı yumrukluyoruz.
Yaşar gibi yapmaktan, özlemez gibi yapmaktan, iyiymiş gibi yapmaktan, nefes alıp onu içimde tutmaktan, o nefeste boğulmaktan sıkıldım. Ki nefessizlikten değil nefesten boğulmaktır marifetimiz...
evinizde türkçe hiç bir şey kalmamıştı. bana anlayış gösterecek yerde büfeyi gösterdin. kelime oyunu yapıyorsun selim. benim bütün işim oyundu, bunu biliyorsun turgut. hayatım, ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu. sen evlendin ve oyunu bozdun. bütün hayatımca nasıl oynayabilirdim? sen de dayanabildin mi? sen de ürkütücü bir gerçekle bozdun bu oyunu. herkesin belirli bir işle uğraştığı bu kocaman dünyada yalnız başına ordan oraya sürüklendin canım kardeşim benim.