On,dokuz, her sayışımda hayatımda bir şeyler eksik çıkıyordu, yarım yamalak bir yaşamak acemilği, sekiz,yedi ve saymakla bitmeyen pişmanlıklar, odamda biriken ay kırıkları, altı, beş duvarda kırgın gölgelerimiz kıpırtısız duruyor, dört, üç ardımda bıraktığım dilsiz sonbahar akşamlarını toplayacak kimse kalmadı. İki, bir ağır ağır kanıma karışan imkansız bir aşkla zehirleniyordum. Sıfır, elimde hiçbir şey yok.
Bir hayata dokunduğunda güzelleştireceği muhakkaktı. Kendi hayatının boşluklarına da aynı maharetle dokunabilmiş miydi? Başkalarının yaralarını şefkatle sararken kendi yaralarına aciz kalan, başkalarını düştüğü yerden kaldırırken kendisi için güç yettiremeyen, başkalarına sürekli gülümserken gözyaşlarını içine akıtan kadınlardandı belki de..