Hendrix’e göre hepimiz gelişimimizin şu ya da bu evresinde birtakım psikolojik yaralar alır; en ağır yarayı aldığımız döneme takılıp kalırız. Benzer bir gelişim aşamasında takılıp kalmış ve benzer psikolojik yaralar almış kişilere de çekim duyarız.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Karşımızdakini iyice tanıdıkça, tutumlarımızın gerçekten benzeşip benzeşmediğinin meydana çıkacağını düşünebiliriz. Halbuki araştırmalar, karı-kocaların birbirlerine gerçekte olduğundan çok daha fazla benzediklerine, inandığını ortaya çıkarmıştır.
Özgüven ve özgerçekleştirme, insanların sevme biçimlerini de etkiler. Tam bir benlik duygusuna sahip olmayan ve kendini gerçekleştirmemiş, güvensiz kişiler, aşkta oyun oynamaya ve samimiyet düzeyi düşük, çatışma düzeyi yüksek ilişkiler yaşamaya daha yatkındır. Sağlam bir benlik duygusu olan kişiler, özgüven sahibi ve kendini gerçekleştirmiş kişilerdir ve bencil olmayan, romantik sevme biçimleri sergilerler. İlişkileri de genellikle bir hayli samimidir.
Freud, sevgilinin idealize edilmesini, “ideal benlik”in “yansıtılması” olarak açıklamıştır. Birey, üstün gördüğü özellik ve değerleri sevdiğine yansıtıp, bu özelliklerin onda mevcut olduğunu düşünür. Freud, ham aşık aşamasından olgun aşık aşamasına doğru ilerlerken, sevgiliyi idealize etmeyi bırakıp onu olgunlukla, olduğu gibi görmek gerektiğine inanır.
Aşık olmak, sevdiğimizi aşktan, tutkudan ve hayranlıktan bulanmış gözlerle görmemize yol açar. Ayrıca kültürümüzdeki çekicilikle ilgili norm ve değerlerden de etkileniriz.