Çikolata renkli gözlükler takıyoruz ve stresli olduğumuzda beynimiz bize, hey biraz çikolata ye, iyi hissedeceksin diyor. ‘Hayata pembe gözlüklerle bakmak’ ve ‘hayata karanlık bir pencereden bakmak’ gibi deneyimler de buradan geliyor. Bu edebi sözler, hayatı her daim belli bir perspektiften gören insanları tanımlar: Pembe gözlükler dünyaya genelde bardağın dolu, karanlık bir çerçeve ise bardağın boş tarafından baktığımız bir dünya görüşüne ya da zihniyete sahip olduğumuza işaret eder.
Günlük yaşamı bir tür düşünsel spor salonuna çevirmek, aynı zamanda size, o pek popüler “Egzersiz yapmaya zamanım yok” bahanesini alt etme avantajı da tanır.
Bir alışkanlığı değiştir ek için yalnızca o alışkanlığa odaklanmanız yetmez. Bunun yerine, o alışkanlığın yarattığı hissedilen o ödül deneyimini hedef almanız gerekir. O davranıştan kurtulmayı düşünmemiz yeterli olsaydı, hepimiz kendimize sigarayı bırakmamız, pasta yemememiz, gergin olduğumuzda bağırmamamız, genel olarak kaygı duymamayı kesmemiz gerektiğini söylerdik ve bom! Bir anda oluverirdi ancak olmuyor.
Bilinçli farkındalık bir şey durdurmak, boşaltmak ya da bir şeyden kurtulmakla alakalı değil. Bizi insan kılan şeyler zaten düşünceler, duygular ve duyulardır. Düşünmek ve plan yapmak da ustalaşmamız gereken eylemlerdir.