"Çünkü sen, geçmişimde ne yapmış olursam olayım ya da bana ne yapılmış olursa olsun, beni gerçekten kabul ettiğini hissettiğim ilk kişisin...Bana önemli bir şey hissettiren ilk kişi sendin," diye yemin etti. "Sen... Sen benim ilkimsin Sera, sonum da sen olacaksın."
Evettt böyle güzellikler işte... Ayy ne desem bilmiyorum şuaaan! Yine gözlerimden kalpler fışkırarak okuduğum bir kitaptı Ten ve Ateş'in 3. kitabı da. İlk iki kitabını daha okumadıysanız spoiler olacaktır mutlaka uyarayım şimdiden.
Sera kehaneti gerçekleştirmek için yetiştirildiğini ve zaafi olması gerektiği Ölüm İlkelinin Nyktos olduğunu sanıyordu 1.kitapta. 2. Kitaptaysa artık içinde yaşam kıvılcımları taşıdığını ve aslında yok etmesi gereken İlkelin Kolis olduğunu öğreniyor ve Nyktos bunca zamandır aralarında oluşan bağın görevin bir parçası mı olduğunu sorgularken ihanete uğramıştı bir nevi. (Kırıcı anlardı) Çünkü gerçekler ortaya çıkana kadar Nyktos'la aralarındaki bağ Sera'yı diyarların sonu pahasına korumak istemesine sebep olacak kadar güçlenmişti. Kıvılcımları Kolis'ten gizlemeye çalışırken bir taraftan da Nyktos ve Sera yeniden ama bu kez gerçekten arada bir sır olmadan birleşmiş sayılırdı ki! Nyktos'un âşık olamayacağını çünkü Kardiasını aldırdığını öğrenip çok derin bir kahrolma mesaisi geçiriyorum. Yine de "Sana kadar hiç aşık olmak istemedim..." dedi ve kalbimizi aldı götürdü derken Kolis kıvılcımlarla birlikte biricik aşkımın ruhu da senin içinde deyip Sera'mızı kaçırdı 2. kitabın sonunda. 3. Kitaptaysa esaret altında kaldık uzun bir süre o kadar ki en son Callum'dan medet umuyordum... (Çaresizliğimi tahmin edemezsiniz) Kolis çok çok fazla konuşuyor ve bunların hepsinin uydurma ve yalan olduğunu bildiğimiz hâlde katlanmak korkunçtu cidden. Hele o hareketleri falan yok mu ... Nyktos gerçek