Efendim, "Çünkü arada sana ilişkin tuhaf duygulara kapılıyorum ," diye sözünü sürdürdü. "Hele öyle, şimdiki gibi, olduğun zamanlar. Sanki sol kaburgamın altında bir yerde bir ip varmış da bu ip senin sol kaburgana sımsıkı bir kördüğümle bağlanmış."
"Burada yaşam olabilir mi?"diye şaştım. Evet, içeride yaşam vardı; çünkü bir kıpırtı duymuştum. O daracık kapı açılıyor, dışarıya bir karaltı çıkıyordu. Ağır ağır açıldı kapı. Alacakaranlığa birisi çıktı, eşikte duraladı... Başı açık bir adam. Yağmur yağıyor mu diye bakmak için olacak, elini uzattı. Ortalık kararmıştı, ama gene de tanıdım onu: Efendimdi bu benim: Edward Fairfax Rochester. Başkası değil.Durdum, soluğumu keserek ona baktım. Kendimi göstermeden onu incelemek istiyordum ama ne yazık, o zaten beni görmezdi ki!
Sayfa 598 - Jane Eyre'nin Mr. Rochester'ı bırakışından sonra ilk karşılaşmaları
"Beni bağışlıyor musun?"diye sordum. Kin gütme gibi bir huyu olmadığını, zaten gücenmediği için beni bağışlamasının söz konusu olmadığını söyledi, yanımdan ayrıldı. Keşke bir vuruşta beni yere yıksaydı!