Mutsuzluk diyecekti az daha. Fakat mutluluk denen şey de gösterişten, sürdürülmesi imkânsız bir durumdan başka neydi, hele ki dile getirmesi bile bu kadar zorken?
Ama düşüncelerini kendine saklamayı öğrenmek için yılları olmuştu; arkadaşlarının aksine, tuhaflıklarına ilişkin kanıtları kendini diğerlerinden ayırmak için paylaşmamayı öğrenmişti, öte yandan arkadaslarının kendilerininkini onunla paylaşmasından mutlu ve gururluydu.
dibi balçık bir su birikintisinde kıyıdan kıyıya vurarak, suyun üstünü örten ağaçlar yüzünden içinde bulunduğu göletin bir nehre mi açıldığını yoksa dört yanının çevrili olup yıllarını, belki bütün ömrünü bunun içinde, hiç olmamış ve olmayacak bir çıkış arayarak mı geçireceğini kestiremeden yaşamıştı.