Nejdet Evren

Nejdet Evren
@Nejdet_evren
Öğretmenlik yapmayı aşıp öğretmen olmak gerekir.
Sınıf öğretmeni
Marmara üniversitesi- Gazi ilkokulu(MEB)
Hakkari/ Yüksekova
Hakkâri
43 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
Bu seneyi bir yıl gibi değil, beş yıl gibi yaşadım. Yoruldum. Hem de sandığımdan çok daha fazla. Hayatımın belki de en zor, en ağır yılıydı. Çok şey öğrendim ama en çok şunu öğrendim: Herkes için çabalamak, herkesin hayatını yoluna koymaya çalışmak, kendimden vererek güçlü durmak… bunların hepsi beni biraz biraz eksiltti. Artık kimse için kendimden vazgeçmek istemiyorum. Kimsenin dağınık hayatını toparlamak, yükünü sırtlanmak, susarak güçlü görünmek istemiyorum. Çünkü anladım ki insan herkesi kurtarmaya çalışırken, kendini kaybedebiliyor. Yeni bir sayfa açmıyorum belki, ama kendimi geri alıyorum. Daha az fedakârlık, daha çok sınır. Daha az açıklama, daha çok huzur. Bu yıl benden çok şey aldı ama bir şeyi de geri verdi: Kendimi.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Zannediyor musun ki istediğim mutlu olduğum yerdeyim. Ben senin yanında mutluydum. Tüm yasaklara rağmen ben seni sevmekten alıkoyamadım kendimi. Bir evet deyişinle dünyam hiç tahmin edemeyeceğin kadar güzelleşecekti. Senin kokuna, senin bakışına, senin varlığına aşıktı bu aciz kalbim. Bu sessizliğin beni öldürmekten beter ediyor. Başka çarem kalmadı. Başka çare bırakmadın bana.
Hayatı boyunca sevdikleri üzülmesin, onlar ayakta kalsın diye kendi yükünü hafifletmeden onların yükünü sırtladı. Hep kendinden kısıp onların yarasına merhem olmaya çalıştı. Kimse görmedi belki ama o, sessizce kendi içinden parçalar vererek sevdiklerini hayatta tuttu. Fakat ne zaman onlar güçlendi, dimdik durmayı öğrendi, ilk vazgeçtikleri kişi yine o oldu. En çok güvendiği yerden kırıldı, en çok inandığı kişiden yara aldı. Bugün kırgınlığının sebebi sadece yaşadıkları değil; en çok da inancını kaybetmiş olması. Çünkü bir insana olan inancı kaybetmek, aslında içindeki en saf duygunun da yıkılması demek. Onu anlamayanlar farkında değil ama, böylesine güzel bir kalbin değerini bilmemek en büyük kaybı onlara yazıyor.
Bana öyle laflar edildi ki nefes alırken nefesimde kan kokusunu hissettim. Hem de her şeye ve herkese rağmen yanında olmayı seçmişken… Bunun ağırlığı altında nasıl kalkacağımı bilmiyorum.
Nefes aldığım yer, şimdi boğulduğum yer oldu. Güvende hissettiğim, sığındığım o liman… artık beni yaralıyor. Aynı anda hem iyi gelip hem de canımı yakabiliyor. Bir yanım gitmek isterken bir yanım kal diyor. İçimde bir düğüm gibi; çözülmüyor, çözemedikçe de canımı yakıyor. En kötüsü de bu: insan artık nefes alamadığını bile bile, alıştığı sessizliğe gömülüyor. Yorulsa da, eksilse de, beklemeye devam ediyor. Belki de içten içe biliyor; bazı yerlerden gitmek değil, kopmak gerek…