Zaman bir ötücü kuştur ve tıpkı diğer ötücü kuşlar gibi o da esir alınabilir. Ve mümkün olduğunu düşündüğümüzden daha uzun bir süre bir kafese hapsedilebilir. Ama zaman sonsuza dek kontrol altında tutulamaz.
Hiçbir esaret sonsuz değildir.
Günde beş defa namaza duran, haftada bir cuma namazına gidip camiyi tıklım tıklım dolduran ve yüce kitabı ellerinden düşürmeyen bu insanların aslında Allah'ı, Kur'an'ı ve Peygamber'i anlamak gibi bir dertleri olmadığını gördüğünde içi yandı.
Tepenize çığ düştüğünde, bütün o karın altında yatarken neresi aşağı neresi yukarı anlamaz olurmuşsunuz. Karı iteleyip kurtulmak istiyor ama yanlış yönü seçip kendinizi daha da derine, kendi mezarınıza gömüyormuşsunuz. İşte kendimi aynen öyle hissediyordum, yönünü şaşırmış, arafta kalmış, pusulamdan olmuştum.
Yarayı sızdıran yari de sızdırır, yüreği de ekşitir. Söz ehline söylenir; yürek hak edene verilir. Gönül ancak gönül ile takas edilir. Sen sen ol, yüreğini her gelene açma ki hakiki gelene açılmayı beklesin. İnsanlar var, bir gönüle talan vurmak için gelirler. İnsanlar var bir gönülde yalan olarak kalmak için gelirler. Gönül Kabe gibidir. Nasıl ki neciseciler, münkirler Kabe’ye yaklaştırılmazsa sende gönlüne her adım atan ayağı yaklaştırma.