Öne doğru bir adım atıp elindeki kan kırmızısı gülü bana uzattı. "Müsaade eder misin?”
Önce güle, sonra yüzüne baktım. Ağaçlar aşkına, o yüz. O haşinlik ve güzellik. Kusurlu, nefes kesici bir heykel. “Numara yapmadığımızı sanıyordum,” diye mırıldandım.
Gülün dikenlerini bıçağıyla sıyırdı. “Bu sadece bir çiçek.
Çiçekler oyun oynamaz.”