Kavgam dan sonra, "Aşık Bir Adam"'da bitti. Karl Ove ile tanışmış olmak benim için gerçekten büyük bir keyif. İlk kitabını yanlış hatırlamıyorsam 8 ay önce bitirdim. Ne oluyor dedim kendi kendime. Yaptığı sadece kendi hayatını anlatmakken, uzun uzun paragraflarda beni bağlayan neydi. İskandinav kültürünü ve coğrafyasını sevdiğimi biliyorum. Çoğunlukla soğuk, kapalı, karlı ya da yağışlı ya da o görünümde buz gibi ülkeler silsilesi. Aynı şekilde insanlarında görünümü aynı. Oldum olası yazları değil, kış aylarını; kapalı, yağışlı ve karlı havaları seviyorum. Kendime daha yakın hissediyorum. Yazar olsaydım kitaplarımı sadece kışın yazardım. Yazın elimi bile sürmezdim. Bu havaların bana verdiği keyif kesinlikle bambaşka.
Aşık Bir Adam biterken Karl Ove diyor ki; umursamamak yedi ölümcül günahtan biri, belki de en büyüğü.. Yaşama karşı en büyük günah olarak görüyor. Ama kendisi bunu tam merkezinde yaşıyor. Katlanmak zorunda olduğu şeylere katlanıyor ama onun dışındaki her şeyi olması gerektiği gibi, buz gibi yaşamında hapsediyor.
İlk kitapta babasının ölümü üzerine, ikinci kitapta ise eşi Linda ile tanışma evresi ve ona olan aşkından yaptıklarını ya da yapmadıklarını, yapmak zorunda kaldıklarını ve yapmak istemediklerini net olarak anlatıyor.
Aslında hayatında en çok istediği şeyler; yazmak, sürekli yazmak, kahve içmek, kitap okumak, bilinçli olarak sarhoş olmak. Kendi içinde bambaşka olmasına karşın, kalabalık ortamda tam bir hayalet. Konuşmamak için kendisine iş yaratan, sırf konuşmamak için sürekli sofraya bir şeyler getiren, güzel yemekler yapan bir aile babası. Misafirleri en iyi şekilde ağırlıyor.
Röportajları veya bir yerlerde konuşmayı sevmiyor. Bunları tam bir aptallık olarak görüyor. Fotoğraf çektirmek ise işkence. Çok yapay.
Kitaplarının satması umurunda bile