Bazen insan eşyayı değil, eşya insanı beklerdi. Umutsuz anları, kederleri, bazı hatıraların ağırlığını, sessiz ve çelimsiz günlerin gölgesini, tekrarı mümkün olmayan sevinçleri bizden alıp kendisinde saklayan eşyaydı.Genç adam o gün attı nişanı; yemeni sandıkta kaldı...