Ancak gözler yanıltmaz, ister yakından ister uzaktan bakın gözler yanıltmaz. Göz önemli bir konu. Barometre gibidir. Kimin ruhu çöle dönmüş, kim ortada hiçbir şey yokken tekmeyi basar, kim her şeyden korkar, bunların hepsini gözlerden anlarsın. 
Şimdi başkan oldum ve çaldım her şey kadın tenine, ıstakoz etine ve şaraba gidiyor. Çünkü gençliğimde yeterince açlık çektim, ne olursa olsun, diğer dünya diye bir şey yok ki!
“Köpek Kalbi”, 1925’te yazılmış ama Sovyet rejimini eleştirdiği için uzun süre yayımlanamamış bir novelladır. Bulgakov, bu eserinde bilim, ideoloji ve insan doğası arasındaki çatışmayı hicivle anlatır.
Bir sokak köpeği olan Şarik, bir bilim insanı olan Prof. Preobrajenski tarafından deneysel bir ameliyatla insana dönüştürülür. Köpeğe bir insanın hipofiz bezi ve testisleri nakledilir. Ancak sonuç beklenildiği gibi olmaz: Şarik, “insan” olsa da kaba, ahlaksız ve yoz bir karaktere dönüşür.
Bulgakov şunu sorgular:
“İnsanı insan yapan şey biyolojik yapısı mı, yoksa kültürü ve ahlakı mı?” Bence kesinlikle ahlak. İnsan olmak, sadece fiziksel yapımızla alakalı değildir. Sadece beden değişimi insanı insan yapmaz. Eğitim, değerler ve ahlak yoksa ortaya yoz bir varlık çıkar.
Ütopik bir roman. Anlatıcı köpeğin kendisi. Şayet ütopik romanlar seviyorsanız tavsiye ederim. Ek olarak bana Frankestein’ı hatırlattı. Orda da önce bir insan yaratılmaya çalışılıyordu ardından ondan kurtulmaya çalışıyordu profesör. İnsan yaratılabilir, peki ya ahlaki değerler?
Köpek KalbiMihail Bulgakov · Can Yayınları · 202125,7bin okunma