Biliyorduk çünkü: bazı aşklara geri dönülmezdi. Bazı aşkların sökükleri onarılmazdı. Bazı aşklar tamamlanmadı, yarım kalmaya yazgılı olduğu için güzeldi belki de.
O yalnızca doğaya açmıştı içini. Sessizliğin peşine düşmüş, zamanın durgun aktığı bu dağ
başlarını, bu serin suları aramış, sadece insanlardan değil, börtü böcekten, ağaçlardan, binbir çiçekten, türlü kokulardan, rüzgârlardan da geçmişti bir ömür.
Belki böyle böyle dinginleşmiş, içindeki pişmanlıklardan arınmış, sesindeki telaşla baş etmeyi öğrenmişti.
Zaman saatlerle değil, kapanmayan hesaplarla, tükenmeyen acılarla, insanın ruhunu ele geçiren o iç sıkıntısıyla geçtiği için bazı geceler diğerlerinden daha uzun olurdu.