Verdun’da çarpışmalar sırasında İngiliz ordusu temmuz ve kasım ayları arasında Somme Savaşı’na katıldı; yepyeni ve çok dişli bir silah işte ilk kez bu sırada gün yüzüne çıktı: tank.
Ne var ki Parisliler çok daha açtı. 5 Aralık’ta Edmond de Goncourt günlüğüne şunları kaydetmişti: “İnsanlar artık sadece neler yediklerinden, nelerin yenilebileceğinden ve yenilecek ne kaldığından bahsediyorlar. Sohbetler sadece bundan ibaret, tek fazlası yok.”
Fransa’nın savaş ilan etmesini isteyen Bismarck, Kral Wilhelm’le Fransız büyükelçisi arasında geçen, yakın tarihli bir konuşmanın raporu olduğu iddia edilen “Ems telgrafı” adıyla meşhur telgrafı yayımladı. Aslında son derece dostane bir görüşmeydi, ancak Bismarck telgrafı öyle kurnazca düzenlemişti ki her bir ulus diğerinin kendisine hakaret ettiğini ve alay ettiğini hissederek her iki tarafın nefretini tehlikeli bir şekilde alevlendirmişti.
19 Temmuz’da Fransa, Bismarck’ın istediği savaşı ilan etti. Alman devletleri onun saldırgan olarak gördüğü için -teknik olarak öyleydi- Prusya’nın yanında yer aldılar; bu nedenle Fransa’nın neredeyse hiç müttefiki kalmadı.
Katliam sahneleri, tesadüfen orada bulunan ve yaralılara acil sağlık hizmetlerini organize eden Henri Dunant adlı genç bir İsviçreli üzerinde derin etki bıraktı. Dunant beş yıl sonra, sırf bu acı tecrübelerin etkisiyle Uluslararası Kızılhaç’ı kuracaktı.