Kafamız o kadar çok karışmalı ki, beynimiz yeni bilgi üretmekten dinlenmeye fırsat bulamasın. Siz de beyninizin nefes almasına hiç fırsat vermeyin ki nefes alabilesiniz. Yani beynimizin esas görevi, bilgi depolamak değil, "yeni bilgi" üretmektir. Yorulmaktır! Düşünce, şüphe ve merak, bilginin kaynağı ve meşalesidir. Ben de yoruldukça dinlenmiş, dinlendikçe yorgun oluyorum. Hayatta en zevk aldığım iş beynimi yormaktır. Asla beyninizi problemsiz bırakmayın. Yoksa sürüm sürüm sürünürsünüz! Beyin, her gece sokaklarını, caddelerini ve hücrelerini özel bir sıvı ile tertemiz yıkar, sabaha hazırlar. İnsan, yine de ibret almaz... Kaderin "gayret" olduğu modern dünyanın geldiği noktada, siber tetikçiler ve siber suikastlara karşı, her şeyden evvel en çok korunması gereken, "beyin" dir!
Önce bilmek, anlamak! (Muhammed 19) Anlamak iman ve saadet, kabullenmek ise şüphe ve huzursuzluktur. Güçlü bir iman, anlamakla mümkündür. Alemi bilen alim, bilmeyen cahil...Kendini bilen arif, bilmeyen gafil! Tanrı beynimizin içinde bir fenomendir. Herkesin "Tanrı" tasavvuru, tahayyülü ve tefekkürü farklıdır. İlmi hayatın zorluğuna cesareti olmayanlar, tasavvufun münzevi kolaycılığına sığınır! Anlamak gerek... Sonra da inanmak, beynimizin kabiliyetine... Her şey, "beyin" kontrolünde... "Zaman" bile.
İnsan, biyolojik olarak anne ve babasının matematiksel ve algoritmik ortalamasıdır. Hayatı ise tercihleri ve kendi matematiği ile kendi beyninde. Kendi elinde...