Âlemin miftahı insanın elindedir ve nefsine takılmıştır. Kâinat kapıları zahiren açık görünürken, hakikaten kapalıdır. Cenab-ı Hak, emanet cihetiyle insana "ene" namında öyle bir miftah vermiş ki; âlemin bütün kapılarını açar ve öyle tılsımlı bir enaniyet vermiş ki; Hallak-ı Kâinat'ın künuz-u mahfiyesini onun ile keşfeder. Fakat ene, kendisi de gayet muğlak bir muamma ve açılması müşkil bir tılsımdır. Eğer onun hakikî mahiyeti ve sırr-ı hilkati bilinse; kendisi açıldığı gibi, kâinat dahi açılır.
"...Çok küçükler, bazen büyüklerin gözetiminden kaçıp taş atmaya gidiyorlar.Dünyanın her yerindeki çocuklar gibi. Yalnız tek fark, taşların
sonunda, onlar için ölüm var."
...Baskılar başladığında, ‘Bir ay sürer,’ diyorduk.Sonra şehirlere girmeye ve üzerimize ateş açmaya başladılar, bu bir yıl sürdü. Kendi kendimize:'Bir yıl ve yüzlerce sivil ölü, işgal altındaki şehirlerimiz, bu böyle devam edemez, dünya bu işe bir dur der,’ dedik. İki yıl geçti ve dünyadan tık yok. Şimdi işgalin üçüncü yılına giriyoruz...