"Ben gençken..." diye soze başladı.
"Ne kadar gençken?"
"Yirmi yaşımdan küçükken, demek istiyorum. Hayati sürekli hızlanan, hizini artiran bir sey sanirdim; her yilla birlikte daha zenginlesecek, daha derinlesecek bir sey. İnsan giderek daha cok sey ogrenir, daha olgunlaşır, daha derin görüşler kazanır, hakikatin içine daha cok girer..."
Port birdenbire güldü. "Ve şimdi daha iyi anlıyorsun ki hiç de öyle degilmis, ha? Daha cok, sigara icmeye benziyormus. İlk birkac nefesin tadı harika. Sonuna dogru eskiyecegi, kotulesecegi insanin aklina bile gelmez. Sonra onu olağan kabul etmeye baslarsin. Birdenbire bakarsin ki, neredeyse filtresine kadar gelmissin. İste acılığını o zaman hissedersin."
İnsan hiçbir zaman ayrıntıların tadına varamaz, her seferinde başka bir gün, derdi ama aslında her günün biricik olduğunu, son olduğunu, hiçbir zaman geriye dönüş olmadığını, bir başka sefer diye bir şey olmadığını gizlice bilirdi.