Kendini o biçarelerin yerine koyunca dikenli bir bahçede çırılçıplak yürüyormuş gibi hissediyordu. Fakat esasen kan ve ateşi düşünmek ve dahi bu rabıtadan üreyen merhamet hissine yaslanmak, zihnini meşgul etmek için birer siper vazifesi görüyordu. Zira güneş saçlı, masal yüzlü kızın güzellik askerlerini aklından kovamıyor ve kuşatmayı kaldırmazsa kalbinin istila edilmesinden korkuyordu…