Hatırlayalım: Şuur; bir şeyin farkında olma, bilme, hissetme anlamlarını taşır. "ş-a-r" kökünden gelen Arapça bir kelimedir. Şair: Şuur sahibi demek. Bilinir: Şuara (şairler) da buradan çoğalır.
Evet, hayatla beraber gündelik dil de belli oranda ritmini kaybetti; bununla birlikte bir gelecek tasavvuru da oluşturulamıyor artık. İnsanlar tüketilmiş, geçilmiş zamanı kıble ediniyor kendine. Oraya doğruluyorlar. Orada aradıkları gizemi belli bir ritim vasıtasıyla yakalıyorlar.
Dili yaşatan, şairlerdir. Ya şairleri yaşatan? Yalnızlık kıpırdar bu eşikte; yürür geçmişin üzerine; aşka, meşke, hasrete,
ölüme çarpan her şiirin kendi içine çektiği mürekkep yalnızlıktır.
Türk şiir dili bir "yalnızlık" dilidir aynı zamanda.