Lambalar yandı.
Şehrin sokakları, çarşıları, meydanları, evleri aydınlandı.
İnsanlar artık geç yatıp geç kalkmaya başladılar.
Ara sıra gelip giden Süleyman, Yorgancı Hafız Yaşar'ın dükkanına elektrik tesisatı kurulmadığını gördü.
-Ama olur mu Hafız amca?
Süleyman gibi konu-komşu, hısım-akraba aynı soruyu tekrar edip durunca, onlara şöyle diyorum:
-Gece gecedir, gündüz de gündüz.
Tuhaf tuhaf bakıyorlar, alaylı alaylı konuşuyorlar:
-Yok canım, öyle mi?
Ben: Evet öyle, diyorum. Gece ibadet ve uyku, gündüz çalışma.
-Bak. Sanıyorum toprak, bundan böyle toprak olmaktan çıkacak. Ağaca ağaç gibi bakmayan, toprağa toprak diyerek basmayan, adama da adam gibi muameleyi bırakacak..
-Peki sen ne yapacaksın?
Gözlerime gölgele düşüyor. Ne yapacağımı adım gibi biliyorum. Çünkü yeni bir şey değil bu. Eskiden nasılsam, şimdi öyleyim, daha sonra öyle kalacağım.