Şu anda , dünyamızın dört bucağında bazı yöneticilerin, başka yollardan başa çıkamadıklari sorunlarla savaşmak için, insan haklarının ihlâl eden hukuk düzenlemeleri yapmayı savunduguna ve hukuku bir intikam aracına dönüştürmeye veya çıkar koruma aracına indirgeyen bazı düzenlemeler yapmaya giriştiklerine tanıklık ediyoruz..
Diğer yandan çağımızdaki en büyük garipliklerden biri, resmi ya da resmi olmayan politikada , bazı insan haklarının baska bazı insan hakları adına pervasızca çiğnenmesidir .
Bütün ahlâk ve hukuk normları -turetildikleri öncüller ne olursa olsun - bir grupta bir düzen yaratmayı amaçlıyor.
Ancak şu soruyu da sormak gerekir: bir düzenin varlığı insan haklarının korunması için yeterli midir?