İoanna Kuçuradi

İoanna Kuçuradi

YazarDerleyenÇevirmen
8.4/10
174 Kişi
·
855
Okunma
·
137
Beğeni
·
8,6bin
Gösterim
Adı:
İoanna Kuçuradi
Unvan:
Prof. Dr., Yazar, Filozof
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 4 Ekim 1936
Değer felsefesini temel alan bir yaklaşımın öne çıkmasını sağlayan Kuçuradi, 4 Ekim 1936'da İstanbul’da doğdu. İlköğrenimini İstanbul Merkez Rum Ortaokulu'nda, ortaöğrenimini ise Zapyon Rum Kız Lisesi'nde yaptı. 1954'te girdiği İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü'nden 1959 yılında mezun oldu. Aynı yıl Takiyettin Mengüşoğlu'nun asistanı olarak bu bölümde göreve başladı. Ancak bir yıl sonra görevden ayrıldı. 1965'te hazırladığı "Schopenhauer ve Nietzsche'de İnsan Problemi" adlı çalışma ile doktorasını tamamladı.

1965-68 yıllarında Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde Felsefe ve Latince dersleri verdi. 1968'de Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi Eğitim Bölümü'ne geçti. 1969 yılında yeni kurulan Felsefe Bölümü'nün başkanlığına getirildi. 1970'te "İnsan Felsefesi Bakımından Değer Problemi" adlı teziyle doçent; 1978'de ise "Aristoteles'in Ousia'sı ve Substans Kavramı" adlı çalışmasıyla profesör oldu. (Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü'nün kuruluşundan 2003 yılına kadar Bölüm Başkanlığını yürüttü. Kuçuradi bu üniversitede İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi’ni kurdu ve bu Merkezin bünyesinde İnsan Hakları Yüksek Lisans ve Doktora Programı yürütmeye başladı.)

İonna Kuçuradi, 1970'li yılların ortalarından itibaren ve özellikle de 1980'lerden sonra felsefenin ne işe yaradığını gösterebilmek için önemli faaliyetlere girişti. 1973 yılında Varna'da gerçekleştirilen XVI. Dünya Felsefe Kongresi'ne ilk kez katıldığı sırada edindiği izlenim sonucunda Türkiye'nin ülke olarak bu kongrelerde temsil edilebilmesi için gereken bir mesleki örgütün kurulması ihtiyacından hareketle 1974 yılı başlarında Ankara'da "Felsefe Kurumu" adıyla kurulan derneğe öncülük etti. Felsefe Kurumu'nun adı 1979'da Bakanlar Kurulu kararıyla "Türkiye Felsefe Kurumu" olarak değiştirildi. Bu değişiklik, aynı yıl içinde kurumun Uluslararası Felsefe Kurumları Federasyonu'na (FISP) üye olmasını sağladı. Türkiye Felsefe Kurumu'nun 1980 yılına kadar genel sekreterliğini yürüten Kuçuradi, o yıl Nusret Hızır'ın ölmesiyle başkanlığa getirildi. 1982'de Uluslararası Felsefe Kurumları Federasyonu'nun yönetim kurulu üyeliğine seçilerek 1988'de genel sekreter oldu. 1998'de ise federasyonun başkanlığına getirildi.

Türkiye Felsefe Kurumu, Kuçuradi'nin gerek genel sekreterlik döneminde gerekse bugüne kadar süren başkanlık döneminde, özellikle Hacettepe Felsefe Bölümü'nün öğretim üyelerinin katkı ve çalışmalarıyla yurt içinde hem yayın olarak değerli ürünler vermiş hem de seminerler, konferanslar, paneller, anma toplantıları gibi çeşitli önemli etkinlikler gerçekleştirmiş; yurt dışındaki çeşitli etkinlikler ve kongrelere katılmada da öğretim üyelerine yardıma olmuştur. İoanna Kuçuradi, felsefi antropoloji alanındaki çalışmalarını "yüzyılımız felsefesi antropolojisine bir katkı" olarak değerlendirdiği hocası Takiyettin Mengüşoğlu'nu Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde özellikle felsefi etik açısından izlemiş bir felsefeci olarak dikkati çekmektedir. Yalnız hocasının çalışmalarını izlemekle kalmamış; aynı zamanda felsefi bilginin ancak gerçekliğe bakarak üretilebileceği noktasında felsefe anlayışı bakımından da Mengüşoğlu'nun etkisinde kalmıştır.

Başta Goethe Madalyası olmak üzere birçok uluslararası ödülü olan İonna Kuçuradi, 2003 yılında düzenlenen 21. Dünya Felsefe Kongresi’nin Türkiye’de yapılmasına öncülük etti. UNESCO, 21. Dünya Felsefe Kongresi’nin başarılı bir şekilde yapılmasına büyük katkısından ve bu alanda yaptığı bilimsel çalışmalardan dolayı, İoanna Kuçuradi’nin, 2003 Felsefe Ödülü’ne layık görüldüğünü bildirdi.

Felsefe ve İnsan Hakları konusunda bir UNESCO kürsüsü sahibi olan Ioanna Kuçuradi, halen, Maltepe Üniversitesi’nin İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü olarak görev yapmaktadır. Özellikle insan hakları, insan felsefesi, etik gibi alanlara önem verip bu konularda çalışma yapmaktadır.

Üye Olduğu Kuruluşlar:
- Türkiye Felsefe Kurumu (1979dan beri Başkan)
- Klasikçağ Araştırmaları Kurumu
- Türk Sosyal Bilimler Derneği
- Unesco Türkiye Millî Komisyonu, İnsan Bilimleri Komitesi (Mart 1997ye kadar)
- Alman Kültür Merkezi (Ankara)
- Fédération Internationale des Sociétés de Philosophie (1983ten beri Yönetim Kurulu Üyesi, 1988-1998 yıllarında Genel Sekreter, Ağustos 1998den beri de Başkan)
- Afro-Asian Philosophy Association (Asya için Başkan Yardımcısı)
- Greek Philosophical Society (Ömür boyu üye)
- Institut international de philosophie (Paris)
- Humboldt Bursiyerleri Derneği
- Birleşmiş Milletler Türk Derneği
- Atatürkçü Düşünce Derneği
- Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı
- T.C. Başbakanlık İnsan Hakları Başmüşavirliği, İnsan Hakları Yüksek Danışma Kurulu (Kurulduğu Ekim 1994ten, kaldırıldığı Mart 1996ya kadar Başkan)
- International Council for Philosophical Inquiry with Children
- World Futures Studies Federation
- International Academy of Humanism
- Centre de Recherches Interdisciplinaires en Bioéthique (Onursal Komite Üyesi, Brüksel)
- Türkiye İnsan Hakları Vakfı Etik Komitesi (Başkan)
- İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Ulusal Komitesi (Başkan)
- v.d.
Bir ülkede çıkarılan yasalar, kurulan kurumlar ve kamu kuruluşları, o ülkenin koşullarında bütün yurttaşların temel haklarının eşit ve onurlu bir şekilde korunma olanağını sağlamakta ise - sürekli olarak sağlamakta ise -, orada toplumsal özgürlük var demektir.
İoanna Kuçuradi
Sayfa 20 - Özgürlük ve Kavramları
Belirli bir tarihsel anda getirilen fikirlerle felsefesiz -özellikle de sağlam bir bilgi ve değer felsefesi görüşüne dayanmadan- iş görme, girilmiş bir çıkmazdan çıkma çabalarının, eklenen başka etkenlerle birlikte yeni bir çıkmaz yaratmalarına neden oluyor.
İoanna Kuçuradi
Sayfa 55 - Kültür ve Kavramları
“Büyük insan” kimdir? “En yalnız kalabilen in­san, en saklanmış, en ayrılan insan, iyinin ve kötü­nün ötesinde olan insan, kendi erdemlerinin ve is­temesinin bolluğunun efendisi olan insan: en bü­yük insan bu olsa gerek. Bir bütün olduğu kadar çok yanlı, dolu olduğu kadar geniş olmak: büyüklük bu olsa gerek.”
Bir kişiyi tanimamizda bize tek ipucu veren şey onun yapıp ettikleri, onun içiçe yürüyen değerleme ve değerlendirmeleri, fiilen yaptıklarıdır.
İoanna Kuçuradi
Sayfa 63 - Türkiye Felsefe Kurumu
Değerler adına değer harcamanın bunca yaygın hale gelmesi birkaç ana tarihsel nedene bağlanabilir. Bu nedenlerden bir tanesi de, hiç şüphe yok ki, çağımız düşünürlerinin, bilimsellik peşine düştüklerini sanarak, etik değer sorunlarıyla he­men hemen hiç hesaplaşmamasıdır.
72 syf.
·2 günde
İoanna hocanın konuşmalarının derlenmesi olan bu kitap özellikle özgürlük-ahlak-kültür bağlamında 3 ana temelde ilerliyor.

Bu çoğunlukla değinilen bir bilgi ama benim açımdan bu kitabı özel kılan özgürlüğün tanımından sonra ahlakın tanımının yapılmasıyla birlikte etik dediğimiz kavramın açılımını göstermiş olmasıdır.

Kültür ise özgürlüğün ve ahlakın sentezlenerek içine girdiği bir toplumsal alan olarak karşımıza çıkar. Ben bu üçlemeyi şöyle anladım: özgürlük dediğimiz şey bireyin temsil edilmesiyle birlikte kendine bir yer açımlamaya çalışırken bir süre sonra toplumsal olanın ahlakına yani değer yargılarının radarına girmeye başlar.

Bu ahlak kavramı ise toplumca oluşturulan değer yargıları olduğu için yavaş yavaş kültürü şekillendirir.
Dolayısıyla 'onu yap bunu yapma' dediğimiz basit ama psikolojik olarak güçlü yargılar oluşur.

Etik ise özgürlük alanımızda bizi biz yapan asıl normlar silsilesidir. Genel bir tavır vardır hani; 'O ne der bu ne der diye doğru olanı yapmayalım mı? ' İşte etik doğru olanın yapılmasını özgürlük alanında sunarken ahlak bizi toplumsal ve kültürel alana bağımlı kılar.

Ayrıca hocamızın akıcı olan dilinin yanı sıra bu yukarıda anlattığım konuları mutlaka bir edebi eserin baş karakteri üzerinden örneklendirerek anlatır. Örneğin bu eserinde Camus'nün ve Hugo'nun karakterleri üzerinden ahlakı tanımlamıştır.

Okurken felsefeyi yaşıyormuş gibi hissettirir.

Keyifli okumalar dilerim..

Not: Felsefeyi yaşamak okumaktan daha güzeldir :)
Δες Τινα
Δες Τινα Gelecekte Bilim Olarak Ortaya Çıkabilecek Her Metafiziğe Prolegomena'yı inceledi.
156 syf.
·1 günde
Kant'ın bu eserini dolmuşta okumuştum. :) Yanıma oturan biri uzun uzun okuduğum satırları gözden geçirerek kitabın ismini sordu. Söylediğimde Prolegomena'nın anlamını sormuştu. Önsöz dediğimde dolmuşçuya müsait bir yerde inecek var deyip indi. :) Enteresan bir anıydı...

Kitap tabii ki de buram buram Kant ve rasyonellik hissettiren ağır bir kavramsal dili barındırmaktadır. Kant o kadar iddialıdır ki ileride ortaya bilim olarak çıkabilecek her metafiziğe karşı bunu yazar.

Açıklamaları mantıksal olmakla birlikte adeta kendi yarattığı dilde okuyuculara gösteri yapmaktadır. Metafiziğin felsefe tarihinde nasıl her bilinmeyeni anlatmak için hunharca kullanıldığını iddia eder.

Artık der metafizik sizin kurtarıcınız olamaz. Ruh, Tanrı ve Özgürlük alanlarında incelemeler yapar. Her birini metafiziğin ağlarından kurtarmaya çalışır ve özgürlüğü çekip alır o ağlardan.

Çok açık bir dille yazmıştır, bir felsefecinin kesinlikle okuması gerekir..

Keyifli okumalar dilerim..

Not: Dolmuşta okumayın. :)
72 syf.
·8/10
İoanna hocayı aldığım derslerden ve felsefe profesörümün öğretmeni olması vasıtasıyla tanımıştım. Kendisi çok değerli bi öğretmen, yazar ve filozoftur. İnsanlarla sohbetinde çok canayakın ve samimi bir insandır. Kendisini yakından görme fırsatı bulduğum için çok şanslıyım. Ve onun öğrencisininden ders almak benim için bir gurur kaynağı..

Akıcı konuşmasıyla, felsefe gibi kolay anlaşılamayan bir dersi bile açık ve anlaşılır bir dille anlatan kıymetli hocamız Kuçuradi..

Öncelikle felsefeye ilgisi olanlar için çok güzel bir kitap zaten İoanna hocanın uludağ üniversitesinde yaptığı konuşmaların derlenmiş halidir yanılmıyorsam.
Felsefeye ilginiz yoksa bile okunması kesinlikle yarar sağlar ,çünkü çok sıradan ve basit olayların bile nelerden kaynaklandığını ve ne gibi sonuçlar doğuracağını bilmemiz ve bunları görebilmemiz açısından bizlere çok yardımı olacaktır.
Turkiyede ya da dünyada insanların değerleri ve değerlere olan yaklaşımları onların insani ilişkilerinde her zaman temel prensip olarak ele alınmıştır. Etik, kültür, ahlak gibi gündelik hayatta ağzımızdan düşmeyen kelimelerin anlamlarını ve değerlerini iyi bilmemiz gerekir aksi halde bi değeri savunurken başka bir değeri yok edebiliriz. Farkında olmadan yaptığımız bu değer uğruna değer harcamanın bir çok kötü sonuçlarını da görebiliriz...

Okurken üstünde düşünülmesi, belki bir cümlenin birden fazla okunması gerektiği ,okurken notlar alabileceğiniz güzel ve değerli bir kitaptır.
Tavsiye ederim ama okumadan bir İoanna hocanın konuşmalarını dinlemeniz kitabı anlamanızda fayda sağlayabilir.
97 syf.
·Beğendi·10/10
SORU ŞU: Ahlak Nedir?
ya da ahlaklı davranış nedir? Bu iki sorunun cevabı da ilk sorunun cevabına çıkar. çünkü 'şu davranış/eylem ahlaklıdır' dediğiniz an aslında bir ahlak anlayışına sahip olduğunuzu temel alarak öyle bir yargıya varıyorsunuz.
Peki ya ahlak Evrensel midir?
Evrensel bir Ahlak Yasasının olduğu ve olmadığı konusunda iki zıt görüş vardır. Evrensel bir Ahlak Yasası var dersek bu objektif/nesnel midir yoksa subjektif/öznel midir gibi bir ayrım açmış aguşunu bizi bekliyordur. Kahramanımız Kant, ödev ahlakını savunur. Ödev ahlakı; erdem etiği ve yararcılık gibi görüşlerin de yer aldığı evrensel ahlak yasasının varlığını kabul eden teoriler içerisinde ele alınır. Immanuel Kant'ın aklındaki soru: “Ahlaki bir eylem nedir?” Kant’ın bu soruya verdiği cevap genel olarak felsefede özel olarak ise ahlak felsefesinde çok önemli bir yere sahiptir. Kitapta 'Maxim'lerden bahsedilir. Ve aslında insan ahlak için bir araç değildir bir amaçtır.
NOT: devamı yarına çok kötü uyku bastırdı :)
164 syf.
Felsefe'nin insan olgusunu tartışma konusu yapması, antik yunanda varlık felsefesi kısmen değinmiş olsa da tokyekün halde nietzsche ile başlıyor. ancak nietzsche'yi okurken antik yunan felsefesini okumaya devam ettiğimizi rahatlıkla söyleyebilirim. çünkü özü itibariyle yunan felsefesindeki varlık ve değer sorunlarını ele alarak ilerliyor.

Mesela ''iyi'' kavramını amaç edinen yunan falsefesinde her şey iyiye çıkan birer basamak işlevi görmekten başka bir şey değildir. ve daha iyiyi arar. nietzsche ise bu düşünceden hareketle insanoğlunun yaşam şekli ve biçimine aykırı olduğunu öne sürerek çıkışını yunan felsefesinden yapar. ve bu görüşün hayatı yoksullaştırdığını öne sürerek nietzsche'ci felsefeyi kurar.

Öte yandan antik dönemde ortaya yeni çıkmaya başlayan kültür formları (-ki daha sonra insanlığı etkileyecek akımlar olacaklar) nietzsche'ye göre eksik ve ya yanlış görüşler olarak değerlendirileceklerdir.

Her tez, her iddia, karşı görüşü, anti tezi ile birlikte var bu yaşamda. ve insanın ortaya çıkardığı, oluşturduğu her tez nietzsche'nin antitez duruşuyla varlığını (çürütülmüş olsa da) sürdürüyor. tabi bu noktada şu yanlış anlaşılmamalıdır. insanın oluşturduğu ahlak kuralları içerisinde değerlendirme yöntemi olarak kullanılan iyi-kötü algısı tez-antitez değildir. tezin kendisi o ahlak kavramının kendisi olup, bütünüyle insanı ele almak ve hayatı her şeyiyle yaşamak antitezdir.

Buradan übermensch teorsine geçmeden önce nietzsche'nin değer kavramına karşı tutumunu da anlatmak gerekiyor. çünkü iyi-kötü algısı arasına sıkışmış olan insanı ahlak düşmanlığıyla kurtarmaya çalışan nietzsche değerlerden bahsediyor.
ve şöyle bir sözüne şahit oluyoruz;
''Bütün insan başarıları, en dar anlamından en geniş anlamına kadar bütün insan başarıları, insanın her şeyi - düşünceleri, ülküleri, bilimi, sanatı, felsefesi, dini, moralleri, tarihidir.''

İnsanın değer olarak kabul ettiği her şeyi değer olarak kabul ediyor. ve değerleri yeniden değerlendiren nietzsche gerçekte olup biten her olayın ve insan ürününün gerçeğe endekslenen ahlak ve çağa hakim olan görüşün dışına çıkarak iyinin ve kötünün ötesine geçerek elde edilecek gerçek başarıyı yakalayan insanı değer kavramının asıl bileşeni olarak kabul eder. ve yeni, değişen, gerçek* değerin de bu olduğunu söyler. işte bunu başaran insan nietzsche'nin deyimiyle übermensch'tir.
135 syf.
Bir sanat eserine baktığınızda ilk olarak değerlendirmeniz ne oluyor?

tahminimce önce anlatılmak istenen şeyi anlayıp, ardından o sanat eserini verdiği mesaj doğrultusunda belli bir statü ve değer atfederek sınıflandırıyorsunuzdur. çünkü mesaj içeriği olan bir eser her zaman belli bir noktada anlamı olan eser olmalıdır insan için. İoanna Kuçuradi de bu noktada sanata bir felsefi yorum getirerek sanat eserine atfedilen değer ve statü üzerinden kişinin etik, ahlak ve değer olgularını tartışmaya açıyor. özellikle güzel alıntılarla oldukça okunabilir bir hale gelmiş ki hiç kapatmadan kitabı bitirmek mümkün.

Kendi yorumumu belirtecek olursam aslında ilk soru şu olmalıydı; Varoluşun bir anlamı var mı?

Çünkü kitapta tartışmaya açılan ''trajik olan'' olgusu ile yazarımız sanat eserinin değerlendirilmesi noktasında etik, ahlak ve değer yargılaması yapan kişinin yaşadığı trajik olan noktayı ele alıyor. değer verme ya da vermeme/verememe durumu arasında kalan insan için temel tartışma noktası bana göre varoluşuydu aslında. varoluşu hakkında ''neden?'' sorusuna cevap bulamamış olan insan için sanat eseri değerlendirmede yaşadığı trajedi aslında kendi varoluş sorunuydu. sorulması gereken soruya verilecek cevap da işte tam da bu noktada düşülen ikilemin yarattığı trajik olanın ta kendisiydi.

Varoluşun bir anlamı var mıydı?

Kitaba dönecek olursak sanat için ve insan için trajik olanı özellikle Nietzsche üzerinden işlemiş olması tam isabet olmuş. haliyle dili biraz ağır olsa da tadına doymak imkansız.
101 syf.
Schopenhauer okumadıysanız hiç başlamayın derim bu kitaba. Schopenhauer felsefesinin ışığında, toplum nazarında insan-kişi ayrımının sanatta ve düşüncedeki yanılsamaları, ayrımı ve bu ayrıma bağlı kalarak oluşturulmuş nitelik tanımları mevcut. Öyle sanıyorum ki Schopenhauer üzerinden en doğru söylemi İoanna oluşturmuş. Schopenhauer perspektifindeki toplum, insan ve tolumsal roller dikkate alınarak hatta doğrudan Schopenhauer'ı hatırlatacak içeriğe sahip.

Siz içinde yaşadığımız bu toplumda tam olarak nasıl tanımlıyorsunuz kendinizi?
bir insan olarak mı varsınız yoksa kişi olarak mı değerlendiriyor toplum ve sosyal çevreniz sizi?
bu sınıflandırma kendinizi anlatabilmeyi, kanıtlayabilmeyi, potansiyelinizi gösterebilmeyi ne kadar etkiliyor?

Schopenhauer zaten tek tek açarak analiz etmiş olsa da İoanna çağımızın renklerine boyamış Schopenhauer tezlerini.

Kitabın dezavantajları ise hem kısa oluşu hem de bazı beklenmedik imla hatalarının olması. göze batacak kadar hem de.
156 syf.
·Beğendi·9/10
İşte gerçek bir başyapıt!
Şaka değil gerçekten. Türkiye Felsefe Kurumu yayınları gerçekten harikadır. İoanna Hocanın burada çabasını kimseye yedirmem. TFK yayınları maalesef artık bildiğim kadarıyla ne çeviri ne de basım yapıyor. Özellikle bu tür kitapların yeşil renkte kapağı olan basımları tarihi eser ile eşdeğerdir; hem maddi hem manevi açıdan.
Kitabın Tanıtım Bülteni ise şöyle diyor:
İnsanın bilme yetisinin sınırlarını aşması sonucu ortaya çıkan eski metafiziğin kuruntularını bir kenara itmek ve "bilim olarak metafiziği" kurabilmek için, ilk önce insanın bilme yetisinin sınırlarını çizmek, "insanın bilme yetisi neleri bilebilir?" sorusunu yanıtlamak gerekiyor. 1783'te yayınlanan Gelecekte Bilim Olarak Ortaya Çıkabilecek Her Metafiziğe Prolegomena'da Kant, insanın bilme yetisinin sınırlarını çizmenin ilk denemesini yapıyor.
Epistemoloji derslerinin olmazsa olmaz kitabıdır.

Yazarın biyografisi

Adı:
İoanna Kuçuradi
Unvan:
Prof. Dr., Yazar, Filozof
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 4 Ekim 1936
Değer felsefesini temel alan bir yaklaşımın öne çıkmasını sağlayan Kuçuradi, 4 Ekim 1936'da İstanbul’da doğdu. İlköğrenimini İstanbul Merkez Rum Ortaokulu'nda, ortaöğrenimini ise Zapyon Rum Kız Lisesi'nde yaptı. 1954'te girdiği İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü'nden 1959 yılında mezun oldu. Aynı yıl Takiyettin Mengüşoğlu'nun asistanı olarak bu bölümde göreve başladı. Ancak bir yıl sonra görevden ayrıldı. 1965'te hazırladığı "Schopenhauer ve Nietzsche'de İnsan Problemi" adlı çalışma ile doktorasını tamamladı.

1965-68 yıllarında Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde Felsefe ve Latince dersleri verdi. 1968'de Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi Eğitim Bölümü'ne geçti. 1969 yılında yeni kurulan Felsefe Bölümü'nün başkanlığına getirildi. 1970'te "İnsan Felsefesi Bakımından Değer Problemi" adlı teziyle doçent; 1978'de ise "Aristoteles'in Ousia'sı ve Substans Kavramı" adlı çalışmasıyla profesör oldu. (Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü'nün kuruluşundan 2003 yılına kadar Bölüm Başkanlığını yürüttü. Kuçuradi bu üniversitede İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi’ni kurdu ve bu Merkezin bünyesinde İnsan Hakları Yüksek Lisans ve Doktora Programı yürütmeye başladı.)

İonna Kuçuradi, 1970'li yılların ortalarından itibaren ve özellikle de 1980'lerden sonra felsefenin ne işe yaradığını gösterebilmek için önemli faaliyetlere girişti. 1973 yılında Varna'da gerçekleştirilen XVI. Dünya Felsefe Kongresi'ne ilk kez katıldığı sırada edindiği izlenim sonucunda Türkiye'nin ülke olarak bu kongrelerde temsil edilebilmesi için gereken bir mesleki örgütün kurulması ihtiyacından hareketle 1974 yılı başlarında Ankara'da "Felsefe Kurumu" adıyla kurulan derneğe öncülük etti. Felsefe Kurumu'nun adı 1979'da Bakanlar Kurulu kararıyla "Türkiye Felsefe Kurumu" olarak değiştirildi. Bu değişiklik, aynı yıl içinde kurumun Uluslararası Felsefe Kurumları Federasyonu'na (FISP) üye olmasını sağladı. Türkiye Felsefe Kurumu'nun 1980 yılına kadar genel sekreterliğini yürüten Kuçuradi, o yıl Nusret Hızır'ın ölmesiyle başkanlığa getirildi. 1982'de Uluslararası Felsefe Kurumları Federasyonu'nun yönetim kurulu üyeliğine seçilerek 1988'de genel sekreter oldu. 1998'de ise federasyonun başkanlığına getirildi.

Türkiye Felsefe Kurumu, Kuçuradi'nin gerek genel sekreterlik döneminde gerekse bugüne kadar süren başkanlık döneminde, özellikle Hacettepe Felsefe Bölümü'nün öğretim üyelerinin katkı ve çalışmalarıyla yurt içinde hem yayın olarak değerli ürünler vermiş hem de seminerler, konferanslar, paneller, anma toplantıları gibi çeşitli önemli etkinlikler gerçekleştirmiş; yurt dışındaki çeşitli etkinlikler ve kongrelere katılmada da öğretim üyelerine yardıma olmuştur. İoanna Kuçuradi, felsefi antropoloji alanındaki çalışmalarını "yüzyılımız felsefesi antropolojisine bir katkı" olarak değerlendirdiği hocası Takiyettin Mengüşoğlu'nu Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde özellikle felsefi etik açısından izlemiş bir felsefeci olarak dikkati çekmektedir. Yalnız hocasının çalışmalarını izlemekle kalmamış; aynı zamanda felsefi bilginin ancak gerçekliğe bakarak üretilebileceği noktasında felsefe anlayışı bakımından da Mengüşoğlu'nun etkisinde kalmıştır.

Başta Goethe Madalyası olmak üzere birçok uluslararası ödülü olan İonna Kuçuradi, 2003 yılında düzenlenen 21. Dünya Felsefe Kongresi’nin Türkiye’de yapılmasına öncülük etti. UNESCO, 21. Dünya Felsefe Kongresi’nin başarılı bir şekilde yapılmasına büyük katkısından ve bu alanda yaptığı bilimsel çalışmalardan dolayı, İoanna Kuçuradi’nin, 2003 Felsefe Ödülü’ne layık görüldüğünü bildirdi.

Felsefe ve İnsan Hakları konusunda bir UNESCO kürsüsü sahibi olan Ioanna Kuçuradi, halen, Maltepe Üniversitesi’nin İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü olarak görev yapmaktadır. Özellikle insan hakları, insan felsefesi, etik gibi alanlara önem verip bu konularda çalışma yapmaktadır.

Üye Olduğu Kuruluşlar:
- Türkiye Felsefe Kurumu (1979dan beri Başkan)
- Klasikçağ Araştırmaları Kurumu
- Türk Sosyal Bilimler Derneği
- Unesco Türkiye Millî Komisyonu, İnsan Bilimleri Komitesi (Mart 1997ye kadar)
- Alman Kültür Merkezi (Ankara)
- Fédération Internationale des Sociétés de Philosophie (1983ten beri Yönetim Kurulu Üyesi, 1988-1998 yıllarında Genel Sekreter, Ağustos 1998den beri de Başkan)
- Afro-Asian Philosophy Association (Asya için Başkan Yardımcısı)
- Greek Philosophical Society (Ömür boyu üye)
- Institut international de philosophie (Paris)
- Humboldt Bursiyerleri Derneği
- Birleşmiş Milletler Türk Derneği
- Atatürkçü Düşünce Derneği
- Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı
- T.C. Başbakanlık İnsan Hakları Başmüşavirliği, İnsan Hakları Yüksek Danışma Kurulu (Kurulduğu Ekim 1994ten, kaldırıldığı Mart 1996ya kadar Başkan)
- International Council for Philosophical Inquiry with Children
- World Futures Studies Federation
- International Academy of Humanism
- Centre de Recherches Interdisciplinaires en Bioéthique (Onursal Komite Üyesi, Brüksel)
- Türkiye İnsan Hakları Vakfı Etik Komitesi (Başkan)
- İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Ulusal Komitesi (Başkan)
- v.d.

Yazar istatistikleri

  • 137 okur beğendi.
  • 855 okur okudu.
  • 31 okur okuyor.
  • 1.181 okur okuyacak.
  • 18 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları