Nazlı Göksenin Kalender

Aklın payına düşen, anlamları kavramaktır. Kalbin payına düşense öğüt alma, yasaklardan etkilenme ve istenenleri uygulamaya koymadır. Demek ki dil okur, akıl anlar ve kalp öğüt alıp uygular.
Sayfa 91·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kur'ân'ın engin mânâları ise gayb alemindendi. Duyularla kavranılamayan ve ancak kalp gözüyle görülebilen hususlar, gâyb alemi içinde yer alır.
Sayfa 73·Kitabı okudu
Bilgisizce yapılan ibadette, düşünmeden yapılan okumada hayır yoktur.
Sayfa 64·Kitabı okudu
(Elif lâm mîm veya elif lâm râ ya da hâ mîm gibi sure başlarında yer alan harfler, okuyana oraları hatırlatır). Mîmler (m harfleri), Kur’ân’ın meydanlarıdır. Râlar (re harfleri) Kur’ân’ın bağlarındır (bostanlarıdır). Hâlar (h harfleri) onun kaleleri. Sebbeha (Allah’ı tesbih eder, yüceltir) kelimesiyle başlayan sureler, Kur’ân’ın gelinleridir. Hâ mîm ile başlayan sureler, Kur’ân’ın dibâceleri/kıymetli kumaşlarıdır. Mufassal, yani Kaf’tan sona kadar olan sureler ise, Kur’ân’ın bahçeleridir. Bunların dışındaki kalan surelere, Kur’ân’ın kervansaraylarıdır. Dolayısıyla Kur’ân okuru, meydanlara girer, bağlardan bir şeyler devşirir, kalelerin içine dalar, gelinleri görür, kıymetli kumaşları giyinir, bahçelerde gezinir, kervansarayların odalarında dinlenir. O yüzden de, zihni ve gönlü bütün bunlarla dolar taşar. Kendisini bunlardan başkası meşgul etmez. Hatırından başka bir şey geçmez ve başka hiçbir şey de onun zihnini dağıtmaz!
Sayfa 63·Kitabı okudu
İnsan Kur'ân'ı okurken kendini bir seyrangâhtan( gezinti yerinde, parkta) seyre dalmış gibi olur. O manzaraya kendisini kaptıran kişi, başka bir şey düşünebilir mi hiç ?