Sevgili Damla'nın kaleminden dokulen ve benim okumak için heves edip edip en sonunda okumayı başardığım o kitap: gümüş yürek.
Öncelikle bahsetmek istiyorum ki bildiğim kadarıyla Damla (seni seviyoruz kızım) şiir yazmıyor ve şiirlerle pek haşır neşir değil. (Bir videosunda bahsetmişti) Fakat buna rağmen kitabın dili o kadar siirseldi ki. Altı çizilmeye değer oysaki sıradan bir konudan bahseden çok fazla cümle vardı. Damla'nın yazım dilinin bir rengi olsaydı çimen yeşili olurdu, üzerine uzanıp rüzgarı hissettiginiz ve size sonsuz mahsuller veren yumuşacık bir örtü gibi. Kesinlikle çok akiciydi, bir ormanın derinliklerindeki ılık bir gölde yüzüyormus hissi veriyordu. Bahsettiğim bu şiirselligin sebebinin çok fazla modern klasik okumuş olması olduğunu düşünüyorum. Zira kitap bana bir çeviri kitabı gibi de hissettirdi. Hem akıcı hem de zarif bir dildi.
Bunun yanında karakter gelişimleri aşırı gerçekçiydi. Hiçbir karakter hatasız değildi, en günahkar karaktere bile merhamet duyduran yerler oluyordu ve bence bu, hayatın gerçeklerini doğru yansıtan bir ayrıntı olmuş. Zira birini sevmek hatalarına rağmen sevmek değildir, hatalarıyla sevmektir. Gittiğimiz yolda karşılaştığımız ve yapmak zorunda kaldığımız şeyler bazen hatalar bazen şerefimiz olurlar, karakterimizi tamamlayan yapboz parçalarıdır. Ve eğer her yapboz parçası dup düzgün olsaydı ortada bir yapboz kalmazdı, birbirini tamamlamayan küpler olarak ruhsuz olurduk. Fakat hatalarımız bunları yontan şeylerden birisi ve bu kitapta bu kanitlaniyor.
Söyleyeceklerim bu kadardı. Damla, seviliyorsun. Seninle oturup bir kahve icebilmeyi çok isterdim. Adana Tuyap'ta tanışmak dileğiyle, sağlıcakla. Yol hepimizden yana olsun.