Neden bilmiyorum, birden odam da, tıpkı ihtiyar gibi yaşlanmış göründü bana.Duvarlar ve zemin renksizleşti, her şey kir pas içindeydi; neden bilmiyorum, pencereye baktığımda, bana öyle geldi ki karşımda duran evde yıpranmış ve kararmıştı kendince, sütunlardaki sıvalar kopmuş ve dökülmüştü, kornişler kararmış ve çatlamıştı, canlı, koyu sarı duvarlar leke lekeydi.
Ya da gün ışığı, bir an için bulutların arkasından görünmüş, sonra bir yağmur bulutunun arkasına saklanmıştı da, her şey gözümde yine rengini kaybetmişti; ya da, belki de, çok tatsız ve hüzünlü bir biçimde geleceğimin bütün perspektife bir an için görünüp kaybolmuştu ve ben kendimi tam on beş yıl sonra, yaşlanmış bir halde, tıpkı şimdi olduğu gibi, yine aynı odada, yine yalnız, yine bütün bu yıllar boyunca bir parça olsun akıllanmamış olan Matryona ile birlikte görmüştüm.
Ama sana kin tutmak mı, Nestenka! Senin açık sakin, mutluluğunu kara bir bulutla gölgelemek,acıyla suçlayıp senin kalbine sıkıntı düşürerek, onu gizli bir pişmanlıkla iğnelemek ve onu saadet anında sıkıntı ile atmaya zorlamak, onunla birlikte kürsüye doğru giderken, kara büklelerine taktığın narin çiçeklerden birini olsun ezmek.... Ah hiçbir zaman, hiçbir zaman! Senin göğün açık olacak, senin tatlı gülüşün ışıklı ve berrak olacak, o öteki yalnız, minnettar kalbe sunduğu saadet ve mutluluk anı için kutsanmış olacaksın!
Tanrım! Tam bir saadet anı! İnsanın bütün bir yaşamı içinde de olsa az bir şey mi sayılır bu?