Yalnızca empati kurduğumuzda bir konuyla ilgili olarak konuşabilme onuruna sahibiz. "İnsan doğası sınırlı sevinç, üzüntü, acıya belli bir dereceye kadar katlanabilir ve bunun üstüne çıkınca mahvoluyor.Burada sorun birinin zayıf ya da güçlü olması değil, ister psikolojik, ister fiziksel olsun, duyduğun üzüntünün miktarına tahammül edebilmesi ya da edememesi.Bana göre yüksek ateşten ölen birine korkak demek ne kadar uygunsuzsa, yaşamına son veren biri korkaktır demek o kadar tuhaf."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tartışmayı kesmeye hazırdım; ben çok içten duygularla konuşurken, başkasının konuya anlamsız beylik sözlerle yaklaşması kadar beni çileden çıkaran bir şey yoktur.
"Siz insanlar," dedim. Bir şey hakkında konuşurken, hemen şöyle demek zorunda hissediyorsunuz kendinizi: Bu aptalca, bu akıllıca, bu iyi, bu kötü!" Bütün bunların ne anlamı var? Sırf bunları söylemek için mi olayın iç yüzünü araştırıyorsunuz? Onun niçin olduğu, niçin olması gerektiği şeklindeki sebepleri kesinlikle açıklayabiliyor musunuz? Böyle yapsanız, yargılarınızda bu kadar aceleci olmadınız."
O beni akıllı biri olarak görüyor; Lotte'ye olan bağlılığım, Lotte'nin yaptığı her şeyden duyduğum içten sevinç onun üstünlük duygusunun artmasına ve Lotte'yi daha çok sevmesine neden oluyor. Acaba ufak tefek kıskançlıklarla zaman zaman onu üzüyor mu diye kafa yormuyorum, en azından onun yerinde olsam, kendimi bu olumsuz duygudan uzak tutamazdım.
Güneşe çıkarılınca güneş ışınlarını çeken, gece olduğundaysa bir süre ışık veren Bologna taşından söz ederler.Usak da benim için aynı şeydi. Lotte'nin bakışlarının onun yüzüne, onun yanaklarına, onun ceketinin düğmelerine ve yakasına değmiş olduğu duygusu benim için her şeyi öyle ilahi öyle değerli kıldı ki! O an birisi bin taler verecek olsa, delikanlıyı yine de kimseye vermezdim.Onun gelmesiyle kendimi çok iyi hissettim.Buna sakin gülme . Wilhelm, mutluysak nedeni hayalet gölgeler değil mi?