Nida

Yani, bak, büyük kalabalıkların ortasında, insan denilen sosyal mahluk kendi... kendi iç dünyasının mahbusu hâlinde, şifasız bir yalnızlığa mahkûm.
Sayfa 392·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Nasıl, evvela onu nasıl en seçme hislerimin mevzuu olmaya layık görebildim? Nasıl ve ne biçim bir körlükle, nasıl nasıl, hangi zaaflar tarafından itilerek, nasıl, hangi idraklerin felci içinde, nasıl, derece derece ve birçok uyandırıcı işaretlere rağmen nasıl, zaman zaman içimi altüst eden keder fırtınalarının mânâsına karşı tasasız kalabildim?
Sayfa 303·Kitabı okudu
Alıntı
Nefretin ilmiğinde sıkılan şey can kadar azizdi. Aşka benziyordu.
Alıntı
"Böylece anlamıştım ki, bir hiç sandığım şey, sadece benim bütün hayatım imiş. İnsan ne kadar kendini bilmiyor!"
Alıntı
"En doğru tahlilde kalbimin dibini görebildiğimi sanmıştım. Fakat zekâmız, ne kadar büyük olursa olsun, onu vücuda getiren ve uzun zaman, içinde bulundukları uçucu hâlden ayırıp kendilerine bir hadise çıkmadıkça varlıkları sezilmeyen unsurları göremez. Kalbimi apaçık gördüğümü sanmakla aldanmıştım."
Sayfa 239·Kitabı okudu
Alıntı