Nesime Nida

Bir kadın yazar da diyor ki: (Ne zaman bir fuara gitsem, bacaklarını açıp son model arabaların üstüne oturmuş mini etekli mankenleri görsem içim kalkıyor, midem bulanıyor. Ve şaşıyorum: İyi kötü birer kişilikleri olan bu kadınlar, orada öylece durup o arabaların birer aksesuarı gibi pazarlanmayı nasıl içlerine sindiriyorlar? Hem, kadın cinsini bu kadar aşağılatan o kadınlara karşı, hem de onları oraya oturtup müşteriyi kandırarak mal satmaya çalışanlara karşı öfke doluyor içim.) kitap alıntısı
Reklam
Büyük İstanbul Depremi Artık Çok Yakın!
10/10
·136 syf.··
2022 58. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2022 19:14
Bu kitap yorumunu Instagram'daki "alintilarlayasiyorum" profilimde de okuyabilirsiniz: instagram.com/p/ChXgRAuNCSL Bugün günlerden 17 Ağustos. Binlerce insanın hayatını kaybettiği o depremin üzerinden tam 23 yıl geçti. O yüzden gelin size 17 Ağustos 1999 gecesi yaşadıklarımı anlatayım. Bilenler biliyordur, ben aslen İzmitliyim ve çocukluğumu da tamamen orada geçirdim. Küçükken abimle bir ranzada yatardık. Üstte o, altta da ben. Dertsiz ve tasasız çocukluk zamanlarımızın doruğundayız. Yazın ortası. Takvim ise 17 Ağustos'u gösteriyor. Hani şu eskiden Diyanet'in verdiği duvar takvimleri vardı ya... İşte hep oradan bakardık hangi günde olduğumuza. Neden bunları dün gibi hatırladığımı bilmiyorum. Aklımda bıraktığı travmatik etkisinden dolayı olsa gerek. Oysaki ben 2 gün önce yediğim yemeği bile doğru dürüst hatırlamazken 5 yaşında yaşadığım o gecenin hiçbir saniyesini unutamıyorum. Uyurken kaçırılıp küçücük bir odaya kilitlenmiş olduğunuzu düşünün. Birden bütün dünyanız sallanıyor, etrafınızdaki bütün duvarlar üstünüze üstünüze geliyor ve kaçacak hiçbir yer bulamıyorsunuz. Sonra ne yapıyorsunuz? Gidiyorsunuz annenize sığınıyorsunuz. Merdivenlerden koşa koşa kaçıyorsunuz. İnsanın en ilkel güdüleri ölüm gerçeğiyle karşılaştığında açığa çıkıyor: Kaçmak ve hayatta kalmak. Üstelik o an düşmanınızı göremiyorsunuz bile! Adeta onunla aranızda çetin bir savaş başlıyor. O derin çaresizlik hissini sadece bunu yaşayanlar bilebilir. Peki bunları niye anlatıyorum? Elbette gerçekleşmesi beklenen büyük İstanbul depreminde insanların bu çaresizlik hissini yaşamamaları için. Gelecekte harika işler başaracak çocuklarımızın ve gençlerimizin molozların altında kalıp can vermemesi için. Yetkililere ulaşıp onları biraz olsun uyandırabilmek için... "Nasıl yani? Gerçekten de
1000Kitap
Türkiye'de DepremNaci Görür · Doğan Kitap Yayınları · 2020182 okunma
duygular hiçbir zaman yansıtıldığı gibi değildir
bu hayatta benimen çok yoran şey kendim ile olan düşmanlığım aslında düşünüyorumda beni ben bile sevmemişken neden başkası sevsin lamia oflazoğlu