Kitap, milyon kere seyrettiğimiz bir Netflix dizisinin senaryosu gibi. Sanki uğraşsak -yoğun kar ve kış tasvirleriyle süsleyerek- rahat bir İskandinav polisiyesi yazabilirmişiz gibi geliyor, bitmeyen çocukluk travmaları, zorbalıklardan seri katillere dönüşümler. Bir de bu kitaba özel olarak, bazı sahne tasvirlerini anlamakta zorlandım, "2 ahşap dikmenin arasındaki birbirine paralel zincirlerin ortasındaki halkalar" ( uydurdum burasını ama aşağı yukarı böyle) Kitabı yarım bıraktığım için bu kadar yazabiliyorum. Belki sonu şaşırtıcı biçimde iyidir ama yazar kitabın ortalarında da bir kaç ters köşe denemesi yaptığı için sona pek bir şey kalmadı sanıyorum.
Timur Soykan'ın Liste'den sonra okuduğum 2.kitabı. Yazarın derinliğini, ne kadar iyi bir ifade gücü olduğunu okumadan tahmin etmek zor. Şaşırarak ve etkilenerek bitirdim iki kitabı da.