Kitapla ilgili düşüncelerim karışık. Güzel, zengin anlatım, edebi bir dil. Kitabı beğenmek kolay gibi. Zaman zaman verdiği nasihatlerle kişisel gelişim kitabına dönüşüyor. Arka planda seçilen Sovyet dönemi oldukça karikatürize edilmiş. Kendinizi farkına varmadan "ayaklar baş olmuş, zarif aristokratları neden rahat bırakmıyorlar ki, bir değer üretmeseler de hangi yemeğin yanında hangi şarap içilir, en iyi onlar biliyorlar" diye düşünüyor bulabilirsiniz. Ve onların yetiştirdikleri güzel çocuklar, kendiliğinden müzik dahileri. Tabii ki Amerika'ya kaçmalılar. Arkalarında eski Türk filmlerindeki efendilerine hayran aşçı-bahçıvan tiplemelerini andıran sadık arkadaşlar. Velhasıl Rus edebiyatından, tarihinden çalışılmış, zenginleştirilmiş, böylece üstü kapatılmış sığlığını farkedince kitabı okumak zorlaşıyor. Bu arada kafam o kadar da karışık değilmiş, yazınca netleşmiş oldu.
Kitap, milyon kere seyrettiğimiz bir Netflix dizisinin senaryosu gibi. Sanki uğraşsak -yoğun kar ve kış tasvirleriyle süsleyerek- rahat bir İskandinav polisiyesi yazabilirmişiz gibi geliyor, bitmeyen çocukluk travmaları, zorbalıklardan seri katillere dönüşümler. Bir de bu kitaba özel olarak, bazı sahne tasvirlerini anlamakta zorlandım, "2 ahşap dikmenin arasındaki birbirine paralel zincirlerin ortasındaki halkalar" ( uydurdum burasını ama aşağı yukarı böyle) Kitabı yarım bıraktığım için bu kadar yazabiliyorum. Belki sonu şaşırtıcı biçimde iyidir ama yazar kitabın ortalarında da bir kaç ters köşe denemesi yaptığı için sona pek bir şey kalmadı sanıyorum.
Timur Soykan'ın Liste'den sonra okuduğum 2.kitabı. Yazarın derinliğini, ne kadar iyi bir ifade gücü olduğunu okumadan tahmin etmek zor. Şaşırarak ve etkilenerek bitirdim iki kitabı da.
Yazarın çabası ve anlama isteğini çok kıymetli buldum.Aladağ'da kız yurdunda ölen kızların aileleri ile ilgili bölüm çok çarpıcı, üzücü.
Gazetecilerin yazdığı kitapları okumak biraz zahmetli olabiliyor, bu kitap da oldukça dağınık ve çok tekrar var, iyi bir editör belki biraz toparlayabilirdi.
Markaris'in Bir Komiser Haritos Polisiye serisinin 10. kitabı. Serinin diğer kitaplarına göre biraz zayıf denebilir bu kitap için ama yine de severek okudum. Sırf Türkiye ile Yunanistan arasındaki çarpıcı benzerlik için bile okunabilir.