Ben biliyordum hastalığımı. Adı bile vardı. Belki tıp kitaplarında değil, ama edebiyat ve felsefe kitaplarında rastlanıyordu ismine: Yaşama hastalığı... Bir çeşit alerji. Oksijene.
Bir ülkeden çıkmadan, sınıra yakın yerlerde ülke parasından kurtulmak için gereksiz eşyalar satın almak gibi. Eskileri fakire vermek gibi. Ben de içimde kalan son insani duyguları, davranışları dağıtıyordum sağa sola.
"Insanlar.." dedim fısıldayarak. "Taşırlar insanları. Kundaktayken, tabuttayken. Hep taşıyacak birileri olur. Bazıları dostluktan, bazıları cepteki paradan, bazıları da içinde bulundukları sistem bir gün onlara da taşınma sırasının geleceğini söylediği için, taşırlar insanı.."