Işık gören bir bitki için ışığın iyi olup olmadığı ve 'bu ışığın etkisi altında büyümeye devam etmeli mi, yoksa daha iyi bir şeyi bekleyerek bundan feragat mı etmeli', gibi bir takım
tereddütlere düşmeye nasıl yer yoksa, gerçek hayata giren ve
gerçek aşka mahzar olan bir adam için de "bu aşka tamamıyla kendimi teslim etmeli miyim, yoksa bundan daha fazla arzu edilir bir şey var mıdır" gibi düşüncelere de hiçbir şekilde
yer yoktur. O, bütün varlığını önünde serpilip gelişen bu aşka
teslim eder. Ve akıl sahibi insanın yaratılışına uyacak aşk da
ancak budur.