Ey bu dünyaya her şeyden yoksun gelen sen! Başın toprakla örtülecek, avucunda da sadece yel kalacak! Devletin başına geçip otursan bile, bu dünyadan yine de avucundaki o yelle gideceksin sen !
Öyleyse, hangi hileye ve çareye başvurursa vursun, bilesin ki hiç kimse ölümden yakasını kurtaramaz! Şu cihanda ecelden kimse kaçıp kurtulamaz. Ne gariptir ki kimse de ölümü hazırlık yapmaz! Ölüm ne kadar amansız ve insafsız olursa olsun, ona gönül rızasıyla boyun eğmesini bilmek gerek! Hayatta nice çileler çeker, dayanılmaz yükleri yüklenirz, ama en çetini ölmektir, ölmek!
Nefsimizi büsbütün öldürmedikçe, varlığı sevinmeyip yokluğa yerinmedikçe, ruhumuz hür ve serbest olmayacaktır. Dünya bağlarından kendini tam anlamıyla kurtaramayan kimse, perdeden (perdenin ardındaki nurdan) uzak düşmüş bir leştir! Bu perdenin mahremi olacak kişinin uyanık bir gönle sahip olması gerekir. Zâhirî hayatla sıkı alışverişte olan, derûnî hayatın eri olamaz!