"Bir beden ve büyük bir suç sığmaz o alana ama Ali Ecevit Tarhan için bir ev kadar geniş. Sanık kürsüsü bir suclu için dar, bir masum için ucu bucağı olmayan bir boşluk. "
Zamanımızın yazısız kanunu, güçlü güçsüz ilişkisinin daha iyi özetlenebileceğini zannetmiyorum.18 yıldır süren bir adalet arayışının kapitalizmin en üst noktalarında baş gösterdiği ve bu arayışı hayattaki tek amacı yapan bir ana karakterimiz var, Firuze. Firuze'nin içindeki o hiç büyümemiş çocuk Ecevit'i, tek arkadaşını yıllar sonra bulursa nolur? İki karakterimiz de kendi tarafından haklı ikisinden birini suclayamayız ama dur."İyi çocuk kötü çocuk, -çiz üstünü- suçlu çocuk masum çocuk." Kendini büyütmeyi başaramazken bunu kimsenin görmemesi ve en içini gören biri. Firuze'ye kocaman sarılmak istiyorum, Ecevit'e 18 yılını geri veremeyiz, okumadan önce psikolog randevusu alsanız iyi olur.. Hayatın gerçeklerine dair uzun soluklu bir yolculuğa çıkarıyor adeta sizi ve bu sırada iki oyun arkadaşının, birbirinin tek arkadaşı olan iki çocuğun yetişkinin yarım kalan oyunları... "Üzüm buğusu yazdım, sakla bu kağıdı." Buradan sonrası spoiler olabilir
Melike'yi ararken kendilerini buluyorlar tabii bu sıradaki çekimleri inkar edilemez. Bülent'in geberip gitmesi için en içten dileklerim. Hüseyin Tarhan, Leyla Tarhan bir hikaye nasıl bu kadar acı verebilir nasıl bu kadar yarım kalabilir? Ankara üniversiteli Ali Ecevit... "Leyla hep oğlum okusun o bana yeter derdi." Sözüm yok gerçekten hikayeleri hep yarım kalmış, hep kırık kalmış. Firuze ölürse bu çok hayatın içinden bir son olur, ölmezse bu fazla ütopik bir son ... Yine de iyi umuyoruz. İstanbula beraber gidecek iki çocuk onlar. Uzun zamandır bu kadar düsündüren ve yazarın kalemine hayret ettiğim bir kitap olmamıştı, teşekkürler Dilan. Bizi bu hikayeyle buluştururken yaralarımızın gerek açıldığı gerek bir yara bandıyla üzeri kapatılan yaraların yeniden sarıldığı hatta ilk defa sarıldığı bu kitapla buluşturduğun için