İnsanın tüm tezatlarını şehrin kamufle etmesi büyük hikâye. Tecelliyi insanda ararken teselliyi şehirde bulmak da başka bir hikâye. Yaşattığı ilklerle, bütün foyalarımıza ve heveslerimize, heyecanlarımıza ortak oluşuyla şehir en büyük sırdaşımız. Bence bir şehri hatırladıkça kendimizi de hatırlıyoruz. Hayat ve unutmak, sonra öğreniliyor galiba...
İçeriyi derli toplo bir hale getirmeden, dışarıda yaptığım yürüyüşlerden pek tat aldığım söylenemez. Hatta çoğu zaman yeni bir yorgunluğa dönüşür bu. Çok nadirdir, yorucu yürüyüşlerden sonra içeriyi düzenlemeye girismek. Zaman zaman olur ama o da tam olmaz. Yürüyüşün mutlaka bir seyleri tamamlaması gerektiğini söylemiyorum, hakiki yürüyüşle öylesine gidip gelmeler arasındaki farka işaret ediyorum aslında.
- Yürümenin unutturacakları üzerine çok şey yazmak, söylemek mümkün. Sıralamaya başlayacaktım ki ters istikamette gitmek aklıma geldi. Yürümek neyi unutturamaz? Çok fazla düşünmeden "ölümü” dedim kendi kendime. İnsan ne bir başkasının ne de kendisinin öleceğini, yürüyerek unutamaz. Belki biraz dışlayabilir, bir kenara attığı yanılgısına kapılabilir. Oysa hayat bir yanılsama, ölüm mutlak hakikattir, Yürümek bizi olsa olsa yanılsamalardan kurtarabilir, yeni yanılsamalar yaşatarak üstelik.
"Dünya "düzenli"bir yer değildir ve müphemlikle yaşamak insanoğlunun kaçınılmaz kaderidir.Gelgelelim,kaosa ve müphem olana toleransımız sınırlıdır.Bu sınırlılık bizi daha fazla netliği,arayışa,planlamaya sevk eder.Belirsizliğe ve kaosa yönelik rahatsızlığımızı, yapılması gerekenler listeleri, çeşitli yaşam formülleri ve reçeteleri ile hafifletmeye çalışırız. Bu çaba bizi ileriye taşır muhakkak. Düzensizlik kaderimiz olsa da düzen arayışı sorumluluk alanlarımızı belirler. Fakat dikkat etmekte fayda var; düzen ve netlik arayışı olağan bir çaba olsa da asli ihtiyacımız, belirsizliğe yönelik toleransımızı artırmaktır. Zira ne yaparsak yapalım "dünyanın düzensiz düzeni" değişmeyecek.
Dünyanın bu düzensiz düzeninde değerlerimizi hissederek yaşamak bize dosdoğru bir istikamet çizebilir. Dosdoğru bir istikamet deyince aklınıza hep tek çizgide giden bir hayat gelmesin. Kalbimizin ritmi gibi inişli ve çıkışlı fakat yaşamaya endeksli bir gidişatı içerir değer odaklı yaşam.