insanların üstüne çok varmamalı.
Öldürmeli, dövmeli, ama üstlerine çok varmamalı. Donsuz, çırılçıplak köyüne, evine girmesi bir adama ölümden zor gelir.İşte bunu yapmamalı. İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, iște oraya değmemeli.
Görüş sahası ne kadar dar olursa olsun, insan muhayyilesi geniştir. Değirmenoluk köyünden başka hiçbir yere çıkmamış
bir insanın bile geniş bir hayal dünyası mevcuttur. Yldızların ötelerine kadar uzanabilir. Hiçbir yer bulamazsa Kafdağının arkasına kadar gider. O da olmazsa, düşlerinde yaşadığı yer
başkalaşır. Cennetleșir. Şimdi, şu anda düşler veryansın ediyordur uykuların altında.
Bir türkü duyulur.. Gecede başka türlü, gündüzde başka türlüdür. Çocuk söylerse başka tatta, kadın söylerse... Genç
söylerse başka türlü olur, yaşlı söylerse .. Dağda söylenirse başka, ovada, ormanda, denizde başka türlüdür. Hep ayrı ayrı tattadır. Sabahleyin başka, öğle, ikindin, akşamlayın başkadır.
Bu nakışlı çorap bir türkü gibidir. Bir türkü sıcaklıgında örülmüștür. Sarısı, kırmızısı, yeșili, mavisi, turuncusu, türlü rengi karışıp uyuşmuş, bir sıcaklık, bir yumuşaklık meydana getirmiştir. Aşk gibi, șefkat gibi bir şey olmuştur.