Nil

5/10
·96 syf.··
2026 70. kitabı
Büyükler sayıları sever. Onlara yeni bir arkadaştan bahsettiğinizde size asla işin aslını sormazlar. Hiçbir zaman," sesinin tonu neye benziyor? En sevdiği oyunlar hangileri? Kelebek koleksiyonu yapıyor mu?" demezler. "Kaç yaşında? Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası ne kadar kazanıyor?" diye sorarlar. Sadece bunları bildiklerinde arkadaşlarını tanıdıklarını sanırlar. Eğer büyüklere, "Pembe tuğladan, pencerelerinde sardunyalar ve çatısında güvercinler olan çok güzel bir ev gördüm," derseniz o evi hayal etmeyi beceremezler. Onlara, "Yüz bin franklık ev gördüm" demek gerekir. O zaman, "Ne kadar güzelmiş!" diye bağrışırlar. Aynı şekilde eğer onlara, "Küçük prens gerçekti çünkü çok güzeldi, gülüyordu ve bir koyun istiyordu. Bir koyun istemesi kişinin var olduğunun kanıtıdır" derseniz omuz silkip size çocuk muamelesi yaparlar! Ama onlara, "Geldiği gezegen asteroit B 612'ydi" derseniz ikna olurlar ve sizi sorularıyla sıkmayı bırakırlar. Onlar böyledir. Onlara bu yüzden kızmamak gerekir. Çocuklar büyüklere çok müsamaha göstermelidir. Evet bu kitaba başlamamamın en büyük sebebi büyük bir önyargıyla yaklaşmış olmamdı. Ne yani bu yaşta çocuk kitabı mı okuyayım diye düşünüyorsanız kesinlikle yanılıyorsunuz zira çocukların ve yetişkinlerin bakış açısından ele alan yazarımız kendine has müthiş bir eser çıkarmış. Aralardaki öğütler ve bilgiler harmanının yanı sıra yazarın çizdiği resimlerle bunu pekiştirmesi epey ilginizi çekecek. Pişman olmayacağınızın garantisini veriyorum 2 saate bitirebileceğiniz çerezlik bir kitap. Gökyüzüne her baktığımda küçük prens ve gezegenini gözüm arayacak.
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025279,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Nil

, bir kitap okudu
5/10
·160 syf.·
2026 69. kitabı
Reşat Nuri Güntekin
8/10 · 36,1bin okunma
10/10
·248 syf.··
2026 65. kitabı
Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan! Bir kitap düşünün; günlerce okuyup finaline 50 sayfa kala bir türlü okumaya cesaret edemediğiniz, okuduğunuzda saatlerce boşluğa dalıp dalıp gittiğiniz, ah ne olurdu sanki deyip türlü senaryolar ile kitabın gerçek ile yanılsamalar arasında mekik dokuduğunuz bir kitap düşünün. Saatler sonunda bile boğazımda bir düğüm bırakan, yaralı bir kitapla karşınızdayım. Kitap, Emin Ali'nin bakış açısından tüm çıplaklığıyla, kusurlarıyla, onun gibi nice mübadelilerin neler yaşadığına konu oluyor... Aslında o yaranın içinde bir zamanlar birbirinin yaralarını saran, gülüp oynayan, türlü talihsizlikler yaşayan, düğünlerde omuz omuza veren, birbirlerinin dinine sevgi, saygı ve hoşgörüyle kutlayan iki milletin nasıl dış güçler tarafından yarım bırakıldığına, nasıl birbiriyle sırt sırta veren bir milletin karşı karşıya geldiğine tanık olacaksınız. İki kelimeden oluşan acı göçün "MÜBADELE" adı altında iki tarafında kök saldığı topraklardan nasıl söküldüğünü; evlerini, komşularını, en önemlisi de kimliklerinin nasıl bir bilinmezliğe yelken açtığına şahit olacaksınız. Yarım kalan hayatların, geride bıraktıkları ölülerin ve iyi-kötü tüm o güzelliklerin mazide kaldığı o günleri okurken, sanki kendim yaşamış gibi oldum. Çok etkilendim. O zamanın insanları... Ne ileri gidebildi ne de geri... Dido Sotiriyu'nun da dediği gibi, "Kardeşi kardeşe kırdıran cellatların Tanrı bin belasını versin!" ... Midilli'de geçen güzel günleri bir fırtına bekliyordu... Bu fırtınada ne rüzgarlar, ne kasırgalar çıksa da halk, birbirine sımsıkı tutunmayı başarmıştı... Mübadele olana kadar... Mübadeleden sonra iki tarafta da değiş tokuşlar sonucunda evinden, memleketinden ayrılan Emin Ali, daha on yaşında minicik omuzlarına binen yüklerin acısını yıllar sonra bile daha dün gibi
Mübadele
İki Gözüm DespinaYasemin Özek · Çınar Yayınları · 201791 okunma