Nil

Nil
@Niltekin
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Öncelikle kitabın yanında filmi bal börekmiş.
10/10
·384 syf.··
2026 71. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 20:41
Filmini onlarca kez izleyip bayılan beni bile kitabın yeri ayrı dedirten o ikinci kitapla karşınızdayım. -Labirent: Virüs kodu "Labirentin doğuş hikayesi" Burada ana karakterlerimizin çocukluğundan itibaren bütün yaşadıkları anlara bizzat tanık olacaksınız. Neme lazım bu sahnelerde merak, şüphe, korku, öfke ve daha tadamadığınız birçok duygu akışını James Dashner'ın en yalın ve sürükleyici diliyle karakterlerin ve olayların bir parçası olacağınızı garanti ediyorum. Ben okurken ilk kitaptaki ve ikinci kitaptaki ayrıntıları pazılın parçası gibi bir araya getirdim ve ortaya müthiş kötü bir senaryo çıktı. Biz ona bilim kurgu distopyası diyoruz. Ama siz ona gizem ve mecera da diyebilirsiniz. Tabii ki bu detayları size veremem yoksa okumanın ne anlamı kalır... Değil mi ama... Son olarak filminde yarı yarıya karakter ve olay örgüsündeki değişiklikler ve CD kıvamında kırpılan yerler mevcuttu. Bu yerler detayları anlamımızı büyük ölçüde güçleştiren unsurlardı. Labirent: Ölüm Emri gibi. Şayet kitabı doğru sıralamada okumazsanız bu ve yukarıda bahsi geçen kitapların da pek bir önemi kalmaz, benden söylemesi. Bu incelemeyi okuyup da kitaba başlarsanız lütfen kitabı bitirdiğinizde duygularınızı ve düşüncelerinizi benimle paylaşmayı unutmayın! Şimdiden bütün okuyuculara iyi bayramlarr...
Labirent: Virüs KoduJames Dashner · Pegasus Yayınları · 20163,595 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
5/10
·96 syf.··
2026 70. kitabı
Büyükler sayıları sever. Onlara yeni bir arkadaştan bahsettiğinizde size asla işin aslını sormazlar. Hiçbir zaman," sesinin tonu neye benziyor? En sevdiği oyunlar hangileri? Kelebek koleksiyonu yapıyor mu?" demezler. "Kaç yaşında? Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası ne kadar kazanıyor?" diye sorarlar. Sadece bunları bildiklerinde arkadaşlarını tanıdıklarını sanırlar. Eğer büyüklere, "Pembe tuğladan, pencerelerinde sardunyalar ve çatısında güvercinler olan çok güzel bir ev gördüm," derseniz o evi hayal etmeyi beceremezler. Onlara, "Yüz bin franklık ev gördüm" demek gerekir. O zaman, "Ne kadar güzelmiş!" diye bağrışırlar. Aynı şekilde eğer onlara, "Küçük prens gerçekti çünkü çok güzeldi, gülüyordu ve bir koyun istiyordu. Bir koyun istemesi kişinin var olduğunun kanıtıdır" derseniz omuz silkip size çocuk muamelesi yaparlar! Ama onlara, "Geldiği gezegen asteroit B 612'ydi" derseniz ikna olurlar ve sizi sorularıyla sıkmayı bırakırlar. Onlar böyledir. Onlara bu yüzden kızmamak gerekir. Çocuklar büyüklere çok müsamaha göstermelidir. Evet bu kitaba başlamamamın en büyük sebebi büyük bir önyargıyla yaklaşmış olmamdı. Ne yani bu yaşta çocuk kitabı mı okuyayım diye düşünüyorsanız kesinlikle yanılıyorsunuz zira çocukların ve yetişkinlerin bakış açısından ele alan yazarımız kendine has müthiş bir eser çıkarmış. Aralardaki öğütler ve bilgiler harmanının yanı sıra yazarın çizdiği resimlerle bunu pekiştirmesi epey ilginizi çekecek. Pişman olmayacağınızın garantisini veriyorum 2 saate bitirebileceğiniz çerezlik bir kitap. Gökyüzüne her baktığımda küçük prens ve gezegenini gözüm arayacak.
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025279,7bin okunma
10/10
·248 syf.··
2026 65. kitabı
Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan! Bir kitap düşünün; günlerce okuyup finaline 50 sayfa kala bir türlü okumaya cesaret edemediğiniz, okuduğunuzda saatlerce boşluğa dalıp dalıp gittiğiniz, ah ne olurdu sanki deyip türlü senaryolar ile kitabın gerçek ile yanılsamalar arasında mekik dokuduğunuz bir kitap düşünün. Saatler sonunda bile boğazımda bir düğüm bırakan, yaralı bir kitapla karşınızdayım. Kitap, Emin Ali'nin bakış açısından tüm çıplaklığıyla, kusurlarıyla, onun gibi nice mübadelilerin neler yaşadığına konu oluyor... Aslında o yaranın içinde bir zamanlar birbirinin yaralarını saran, gülüp oynayan, türlü talihsizlikler yaşayan, düğünlerde omuz omuza veren, birbirlerinin dinine sevgi, saygı ve hoşgörüyle kutlayan iki milletin nasıl dış güçler tarafından yarım bırakıldığına, nasıl birbiriyle sırt sırta veren bir milletin karşı karşıya geldiğine tanık olacaksınız. İki kelimeden oluşan acı göçün "MÜBADELE" adı altında iki tarafında kök saldığı topraklardan nasıl söküldüğünü; evlerini, komşularını, en önemlisi de kimliklerinin nasıl bir bilinmezliğe yelken açtığına şahit olacaksınız. Yarım kalan hayatların, geride bıraktıkları ölülerin ve iyi-kötü tüm o güzelliklerin mazide kaldığı o günleri okurken, sanki kendim yaşamış gibi oldum. Çok etkilendim. O zamanın insanları... Ne ileri gidebildi ne de geri... Dido Sotiriyu'nun da dediği gibi, "Kardeşi kardeşe kırdıran cellatların Tanrı bin belasını versin!" ... Midilli'de geçen güzel günleri bir fırtına bekliyordu... Bu fırtınada ne rüzgarlar, ne kasırgalar çıksa da halk, birbirine sımsıkı tutunmayı başarmıştı... Mübadele olana kadar... Mübadeleden sonra iki tarafta da değiş tokuşlar sonucunda evinden, memleketinden ayrılan Emin Ali, daha on yaşında minicik omuzlarına binen yüklerin acısını yıllar sonra bile daha dün gibi
Mübadele
İki Gözüm DespinaYasemin Özek · Çınar Yayınları · 201791 okunma
5/10
Senaryo tarzında okuduğum ilk eser olur kendileri. Dikkat çekici bir kapağı olduğunu söylemem gerek. Olay L.A Ranevskaya'nın çiftliğinde geçer. Buradaki karakterler o kadar havai ki; sanki borç dertleri bir yana, cennette yaşıyorlarmış gibi bir havaları vardı. Düşünsenize üstünüzü bile Firs adında bir uşak girdiriyor ve fırçalıyor, inanılmazsınız yani. Hanımlar- beyler beş çayında ülkenin sorunlarından dem vururken, o sorunların bir parçası olmaktan öteye gitmiyordu. Hayır, insan bunun için bir çaba gösterir, icraata geçer, nerdee. Lafla peynir gemisi yürümez arkadaş. Aklı başında sadece ama sadece Trofimov vardı. Onu da Anton Çehov'un bu hikayedeki rolü olarak yorumladım. Karakter isimleri "Amber Ruth Ruby Jane Skylar Ortez" tarzında beyin yakan cinsten "Taaşşuka- Talat Ve Fitnat" yani. Kitabın sonunda öyle bir ters köşe oldum ki bu kadar olur. O adamı bizim burada tahtalı köye yollar sonra da orada kavalcı yapalardı, net. Şimdilik bu kadar...
Klasikler
Vişne BahçesiAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,1bin okunma
1/10
·448 syf.··
2026 64. kitabı
•KİMSE GERÇEK DEĞİL Hayatım boyunca hiçbir kitaba bir puan vermeye gönlü razı gelmeyen biri olarak, bu kitabın bana yaşattığı ilkleri size bahsetmem gerek. Öncelikle kitabı kaç kez yarım bırakmak istediğimi hayal dahi edemezsiniz. Az önceki sahneye gelene dek. Bir kere Türk aile yapısının zerresi yok. Annesi adalet bölümünde kara para aklar. Babası sekreterini hamile bırakır. Kızımızsa bu gerçekleri ortaya çıkaran sarı çizmeli Mehmet ağayla, Sasha'nin karavanını çalar Muğla'ya kaçarlar... Yok efendim yarım yamalak sevişmeler... Yok Pet shop sahibine akıl vermeler... Kendileri sütten çıkmış ak kaşık. Hayır size mi kalmış adamın cins kedi-köpek satışını sorgulaması. Hadi sonra yazarımız bu çiftin haklı çıkması için bir müşteri öne sürüyor, o da "Evime sokacağım hayvanı pis barınaktan alacak halim yok ya." diye bir atılımda bulunuyor, kale de almayınca Oflaz adama diğeri kadına seviyesizliklerini gösteriyor. Işıl sırf iki ay önce tanıştığı biri için ailesini, arkadaşlarını ve de kuzenini "Kimse gerçek değil" adı altında topluyor. Tek gerçek Oflaz'mış. Bla bla bla. Açıkçası gerçekçi düşünmek gerekirse, geçen yıl surlarda yaşanan vahşetten sonra ben sosyal medyada sadece arkadaş olabileceğim, hayatıma sokmaktan şiddetle men ettiğim insanları biliyorum. Bu durum hepimizin psikolojisini bozdu. Ve şimdi bu kitabı benden küçük kardeşlerimin okuyup, etkilenmesini istemiyorum. Asıl gerçek şu ki, iyisiyle- kötüsüyle bizi her daim sevecek olan ailemizdir. Bu aile bazen Türk milletidir. Et tırnaktan kopmaz. Hiçbirimiz dört dörtlük değiliz. Ne haberler duyuyoruz. İnsanın ayağı yere basmalı. Gerçek anlamda aile sıfatını taşıyan insanların kaleme alınması dileğiyle zira bu şekilde bir yol alamayız.
Edebiyat & Roman
Kimse Gerçek DeğilZeynep Sey · Martı Yayınları · 20216,6bin okunma