“Sahici bir karşılaşmaydı bizimki, birinin diğerine muhtaç kaldığı, birinin diğerine emanet edildiği, birinin diğerine razı geldiği bir ilişki değildi. Ben eskiden sandığımın aksine, herhangi bir yere ilişmeden, herhangi bir toplama ilave edilmeden de mevcutmuşum meğer.”
“Muhtemelen uçmak da böyle bir şeydi. Ağırlığın ne olursa olsun seni kaldıran bir şeylerin olması. Tek şart kendini bırakmak. Hayatın kulağına biteviye fısıldadığı bütün ‘Sakın bırakma kendini!’ nasihatlerine tezat. Bırak bana kendini. Ben suyum, rüzgarım, taşırım seni.”
“Ancak bir kadın tarafından tertip edilebilecek bu sinsi terk edişi okuyamamış mıydı bu mektubun içinde? Belki de ancak ve ancak bir kadın görüyordu başka bir kadının uzaklaştığını. Uzaklaşmaya karar verdiğini.”