“Tanrım, ne işim var burada… Yani çoğu insan gibi Hitler’e oy vermiş olsaydım… Ama ben o kargaşaya girmek istemedim, tıpkı senin gibi. Düşman olduğum kimse yok, en azından öldürmek isteyecek kadar… Bu, daha güçlü olanların hakkı dışında hiçbir şeye inanmayan siniklerin savaşı. Fakat aslında kuş beyinli ve pısırıklar, bunu savaş meydanında gördüm. Altındakileri ezer, üstündekileri eğilir, kadınları ve çocukları keserler.” Ağzında sigara, parmağına biraz merhem sıktı ve alçak bir sesle kendi kendine konuşur gibi,”Ve böyle herifler ışığımı söndürecekler” dedi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Bilim insanları, sanatçılar, düşünsel üretimde bulunanlar kimin için yapacaklardır bu çalışmalarını? İşte bu “kimin” için sorusu safsata karşısında bilimin aydınlığını savunan, yalanlara karşı gerçeğin sözcüsü olan aydının konumunu sorgulatır bize. Karanlığın, cehaletin ve zulmün iktidarını savunan aydınların karşısına halkın aydınları nasıl dikilecektir? Kendisini toplumdan ayıran ve karanlığa karşı durduğunu ilan eden bilim insanı, yazar, ressam, ideolog, şair sadece “malumun ilanı" ile yetinip bir başka sıradanlığa mı dahil olacaktır, yoksa cesaretle öne çıkıp gerçekleri mi işleyecektir?"
“Herkesin başına gelir, diye devam ettim. Birlikte aylar, yıllar tüketilir, sonra olanlar olur. Bir randevu kaçırılır, bir ev değiştirilir ve her gün görüştüğün birinin artık kim olduğunu bile bilemezsin.”