“İyi bir kitabın kriteri neydi?
-Yaşamı anlayan bir yazar tarafından yazılmış bir kitap olması. Anne ve kızıyla, anne ve oğluyla, kişinin kendisiyle ilgili kitaplar. Dünyaya dair, insana dair kitaplar. Yazarın engin anlayışının okuyucunun kalbine dokunması; o dokunuşun, okuyucunun hayatı anlamasına yardımcı olması.”
“Youngju hayatın doğru cevaplara sarılarak yaşamak, kimi zaman o cevapla çarpışıp o cevabı deneyimlemekten ibaret olduğunu biliyordu. Derken bunca zaman boyunca kucakladığımız doğru cevabın aslında yanlış olduğunu fark ettiğimiz an gelirdi. O zaman tekrar bir başka doğru cevaba tutunup yaşamaya devam ederdik. İşte bu bizim küçük, sıradan yaşamımızdı.”
“Terk edenlerin hikayesi. Birkaç gün süren veya sonsuzluğa uzanan terk edişler. Her biri farklı şekillerde gerçekleşmiş olsa da nihayetinde her terk ediş, kişinin yaşamını değiştirirdi.”
“İnsan en nihayetinde bir ada değil midir? Bir ada kadar tek başına, bir ada kadar kimsesiz. Öte yandan tek başına ve kimsesiz olmanın aslında tamamıyla kötü olmadığı fikri kuşatıyor beni. Zira tek başına olmak beraberinde özgürlüğü getirdiği gibi, kimsesiz olmak derinlere inmemize olanak sağlar. Karakterlerin bir ada gibi işlendiği ve bir ada misalî yaşamış farklı bireylerin birbirini bulduğu romanlardan keyif alıyorum. “A, sen burada mıydın?” “Evet, ben hep buradaydım” diyen romanlardan bahsediyorum. “Doğrusu bunca zaman tek başımaydım ama artık o kadar ıssız kalmama gerek kalmadı, senin sayende” diyebilmek kalbimizde bir umudun doğmasını mümkün kılar.”