Yapabileceğimiz en önemli şeylerden biri, hayatı, bütün hayatı, kendi başına canlı bir varlık; soluk alıp veren, yeni hücreler oluşturup yok eden, atık malzemeleri boşaltan bir varlık olarak anlamaktır. Bedenlerimizin en fazla beş yılda bir atık maddeler çıkarmasını beklemek aptalca olurdu. Sırf bir gün önce yemek yediğimiz için, bugün açlık hissetmemeliyiz diye düşünmek saçma olurdu.
Eğer değer verdiğiniz bir şey yapmaya çalışıyorsanız, çalışmalarınızı kuşku duymadan destekleyen insanlarla çevrili olmanız çok önemlidir. Aynı zedelenmeye sahip olan, ama bunları iyileştirmek için gerçek bir arzu duymayan sözde arkadaşlara sahip olmak, hem bir tuzak hem de bir zehirdir.
Zedelenme; sanatınızla, sözlerinizle, hayat tarzınızla, düşüncelerinizle ya da fikirlerinizle ilgili olabilir ve kendinize bir deli gömleği ördüyseniz, derhal düğümleri çözün ve yolunuza devam edin. Arzunun ve istemenin ötesinde, üzerinde konuşup planlar yapmayı sevdiğimiz, özenle düşünülmüş yöntemlerin ötesinde, içinden geçip gitmemizi bekleyen yalın bir kapı vardır. Yeni ayaklar öteki taraftadır. Oraya gidin. Gerekirse emekleyin. Konuşmayı ve saplantıları bırakın. Sadece yapın.
Bizi bu dünyaya getirenleri denetleyemeyiz. Bizi büyütme tarzlarını etkileyemeyiz; kültürü bir çırpıda konuksever olmaya zorlayamayız. Ama iyi haber şu ki , zedelenmeden sonra bile, yabanıl bir durumda bile, hatta şimdiye kadar tutsak bir durumda kalmışsak bile, hayatlarımızı geri alabiliriz.