"Atlatabilecek misin?"
"Atlattım sanmıştım. Atlatacağım." Bir sürü romanda,bir sürü karakterin aynı şeyi söylediğini okumuştum. Kaçak sevgiliyi sıkıntıdan kurtarırdı bu. Herkese kabahatini örtbas etme olanağı sağlardı. Kabuğu tümüyle yok olmuş kişinin onurunu ve cesaretini kazandırırdı yeniden.
Normalde, şöyle bir bakış atar ve sonra gözlerimi kaçırırdım -gözlerimi kaçırırdım, çünkü onun gözlerinin güzel, berrak gölünde davet edilmeden yüzmek istemiyordum- ve hiçbir zaman, orada istenip istenmediğimi öğrenmeme yetecek kadar beklemedim; gözlerimi kaçırırdım, çünkü birisinin bakışlarına karşılık veremeyecek kadar ürkektim; gözlerimi kaçırırdım, çünkü bir şeyleri ele vermek istemiyordum; gözlerimi kaçırırdım, çünkü onun ne kadar önemsediğini değerlendiremiyordum.
Sessiz ol, bir şey söyleme ve "evet" diyemiyorsan "hayır" da deme, "daha sonra" de. Bu yüzden mi insanlar "belki" derler, "evet" demek istedikleri ama sizin bunu "hayır" olarak düşünmenizi umdukları, fakat aslında söylemek istedikleri, Lütfen daha sonra bir kez daha, sonra bir kez daha sor, olduğu halde?
Bana dokunulduğunda tam anlamıyla paniklememe yol açan şeyin, arzuladıkları kişi tarafından ilk kez dokunulan bakire kızların irkilmesine yol açan şey olduğu hiç aklıma gelmemişti: Erkek, onların var olduğunu hiç bilmedikleri sinirlerini uyandırır ve bu da, kendi başlarına yaşadıklarından çok çok daha rahatsız edici zevkler duymalarına yol açar.