Nisa Pekşeker

Nisa Pekşeker
Gelecek yıllarda nasıl olacağını bilmiyorum. Dünyada müthiş değişiklikler oluyor, bazı güçler yüzünü tanımadığımız bir geleceği biçimlendiriyor. Bu güçlerin bazıları bize kötü görünüyor, kendi içlerinde kötü olmasalar da bizim iyi diye bildiğimiz başka şeyleri ortadan kaldırma eğiliminde oldukları için. İki adamın tek bir adamdan daha büyük bir taşı kaldırabileceği doğru. Bir ekip tek adamdan daha hızlı ve iyi otomobil üretebilir; devasa bir fabrikanın ekmeği de daha ucuz ve daha birörnektir. Besinlerimiz, giysilerimiz ve barınaklarımız hep seri üretimin karmaşıklığı içinde imal edildiğinde, seri yöntemi düşüncemize de sızarak dişer bütün düşünüşleri ortadan kaldıracaktır. Zamanımızda seri ya da kolektif üretim ekonomimize, siyasetimize, hatta dinimize yayılmış durumda; öyle ki bazı uluslar Tanrı düşüncesinin yerine kolektiflik düşüncesini koydular. Benim zamanımın tehlikesi bu. Dünyada müthiş bir gerilim var, kopma noktasına yaklaşan bir gerilim; insanlar mutsuz, kafaları karışık. Böyle bir zamanda kendime şu soruları sormak bana doğal ve iyi bir şey gibi geliyor: Ben neye inanıyorum? Ne için ve neye karşı mücadele etmeliyim? Bizim türümüz yaratıcı olan tek tür; onun da tek bir yaratma aracı var: bir insanın bireysel zihniyle ruhu. İki kişi asla bir şey yaratmamıştır. Müzikte olsun, sanatta olsun, şiirde, matematikte, felsefe olsun, iyi iş birliği yoktur. Bir kez yaratma mucizesi meydana geldikten sonra, ekip onu büyütüp genişletebilir, ama ekip asla bir şey icat etmez. Kıymetli olan bir insanın yalnızca zihninde yatar. Şimdi de ekip etrafında toplanan güçler, o kıymetli şeyi imha etmek üzere insan zihnine savaş açtı. Özgür ve avare zihin aşağılanarak, aç bırakılarak, bastırılarak, zorla yönlendirilerek ve şartlandırmanın sersemletici çekiç darbeleriyle kovalanmakta,
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Zaman aralığı, zihinde garip ve çelişkili bir meseledir. Rutinle geçen bir sürenin ya da olaysız bir sürenin insana bitmez tükenmez geleceğini varsaymak mantıklıdır. Öyle olması gerekir, ama değildir. Hiçbir süresi olmayan zamanlar, sıkıcı ve olaysız zamanlardır. İlgiyle renklenmiş, trajediyle yaralanmış, sevinçle bölünmüş zamanlar ise hatırada uzun görünen sürelerdir. Düşünülürse öyle de olması gerekir. Olaysızlığın direği yoktur ki üzerine bir süre asabilesiniz. Hiçbir şeyden hiçbir şeye geçen zaman sıfırdır
If we keep going in a straight line we’ll get out of here.
Yaşadığımız her an en yaşlı halimizdeyiz ama aynı zamanda bir daha hiç bu kadar genç olmayacağız.
Tüm yaşamın tek bir anda olduğu hissi.