Zeynep Nisa Berkalp

Zeynep Nisa Berkalp
@Nisa_zeynep
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çaba, imkânsızı mümkün kılar; çabasızlık ise mümkün olanı imkânsız hâle getirir. Hacer’in çölde su arayışı bunu en açık şekilde gösterir. En umutsuz, en kurak yerde bile yılmadan çabalayan, aradığına ulaşır. Hayat da böyledir: vazgeçmeyen yol alır, bırakıp oturan bekler. Başarı, mucize değil, sürekli çabanın eseridir.
Hayat bazen en çalkantılı anlarımızı bile sessiz bir öğretmene dönüştürür. Kırgınlıklar ve hatalar kabullenilip özürler dile getirildiğinde artık sadece yük değil; ruhu olgunlaştıran bir tecrübeye dönüşür. Geçmişin gölgeleri acı değil zarif bir hatıra gibi hafızamda duruyor. Her yaşanan, her kabul edilen hata, zamanla hafifliğe ve dinginliğe evriliyor. Şimdi geriye baktığımda olanı olduğu gibi kabul edebiliyor ve süreci akışına bırakmanın verdiği huzuru hissedebiliyorum. Hayatın kendi ritminde en güzeliyle buluşturacağına dair sessiz bir güven var içimde. Her şey olması gerektiği gibi zarafetle tamamlanacak gibi.
Ne kadar anlatsan da, kimse senin iç sesinin tonunu duyamaz. Çünkü dışarıdan bakıldığında herkes kendi algısıyla görür seni: “Suçsuz olduğunu düşündüğünü” sanırlar, Oysa sen çoktan suçunu kalbinin içine koymuşsundur, ve onunla yaşamayı öğrenmişsindir.
Bazen insan, haklı olmanın ağırlığını taşırken neden o kadar ısrar ettiğini unutur. Bir düşüncenin peşine takılır bir kelimenin gölgesinde kaybolur. Herkes kendi doğrusuna inanmak ister çünkü yanılmak çoğu zaman insanın kendine itiraf edemediği en büyük korkudur. Ama haklı olmak her zaman doğru olmak değildir. Bazı doğrular bir duvar gibi örülür sessiz, soğuk, geçilmez. Ve insan, o duvarın arkasında kendi yankısıyla baş başa kalır. Ne kadar bağırırsa bağırsın duyduğu hep kendi sesidir. Bir noktadan sonra kimin ne söylediği unutulur. Geride sadece bir sessizlik kalır içinde *keşke* ile *boşver* arasında salınan bir sessizlik. Belki de hayatta bazı şeyleri korumak haklı çıkmaktan daha değerlidir. Ama inat bunu duymayı reddeder. Zaman geçtikçe haklılık da anlamsızlaşır. Ne tartışmalar ne savunmalar kalır sadece bir sükûnet bir kabulleniş. Ve insan anlar: bazı kayıplar öfkeyle değil, sessizlikle olur. Belki de mesele hep buydu: Hayat, bizi haklı olmakla değil, vazgeçebilmekle sınar. Ve biz, bazen bir inat uğruna, en derin tarafımızı sessizce kaybederiz.