Gözlerini yukarı çevirip baktığında beton bir tavan ya da kablolarla borulardan oluşmuş küflenmiş bir labirent yerine, üzerinde aniden açılıveren koyu mavi bir zemini görmek, nasıl bir duygu olabilirdi?
Ve yıldızlar! Hayatında hiç yıldız görmemiş bir insan sonsuzluk nedir hayal edebilir miydi?
Bu kavram herhalde geceleyin gök kubbenin etkisinde ilk kez ortaya çıkmış olmalıydı.
Akıp giden milyonlarca ateşten top ve gümüş çiviler, sanki mavi kadifeden bir kubbeye mıhlanmışlardı.
İnsan o sonsuz kibriyle, sevdiği ve kendi için değerli olan her şeyi yok ettiğine sonunda pişman olacak.
Yanılgılar ve hayaller içinde yaşadığı yüzyıllardan sonra iyiyle kötüyü, yalanla gerçeği birbirinden ayırmayı sonunda öğrenecek!
Aşk üç bilinmeyenli bir denklemdi Yusuf’ a
Kuyu,Zindan Ve Züleyha…
Aşk susuz çöllerde seraptı Züleyha’ ya
Dipsiz kör kuyularda ab-ı hayattı Yusuf’ a
Aşk yitirilmiş cennetin gül bahçesine konan bülbüldü Züleyha’ ya
Cehennem çukurlarından karanlık bir kuyuydu Yusuf’a
Aşk çaresizlikti, güçsüzlüktü Züleyha’ ya
Kazanılması gereken bir zaferdi Yusuf’ a
Aşk yüreği öfkeyle dolu patlamaya hazır bir volkandı Züleyha’ ya
İçi muhabbetle dolu bir armağandı Yusuf’ tan hakkıyla koşana
Aşk hardı Züleyha’ ya
Bir o kadar sadakatti Yusuf’ a
Aşk aramaktı, istemekti, dilemekti Züleyha’ ya
Korunması gereken bir iffetti Yusuf’ a
Aşk arsızca hiç durmadan hep arttı Züleyha’ da Ve
Aşk ardı Yusuf a
Arsızlık hiç yaraşmazdı Züleyha’ ya