Ömrünün onca yılını bu kadınla el ele geçirmiş, iki sevgili bütün dünyayı bir yana atıp kendi dünyalarını, kendi yaşamlarını birbirine bağlamış olamazlar mı? Ayrılık vakti gelip çattığında kadın, haşin göğün altında oyunlar oynayan fırtınayı duymaksızın, gözyaşlarını kirpiklerden söküp atan rüzgârı hissetmeksizin hıçkırıklara boğularak adamın göğsüne kapanmamış mıdır?
Ama hafifçe göğsünü sızlatan, kabartan karanlık bir duygu, yepyeni bir arzu, hayalgücünü cilveli cilveli gıdıklamaya , dürtmeye başlar ve sezdirmeden yeni bir hayaller akınını başlatır.