Nedense hepimiz yalnızca sevmek,kabullenmek,işlerin kolayını bulmak,çatışmadan kaçınmak üzere yetiştiriliriz.Veronika her şeyden nefret ediyordu ya,en çok da yaşamını sürdürmüş olduğu biçimden,içinde barındırdığı yüzlerce Veronika'yı keşfetmeye zahmet etmeyişinden tiksiniyordu.
Nefret.Öylesine fiziksel ki,neredeyse duvarlar,piyanolar,hemşireler kadar somut;gövdesinden taşan yıkıcı enerji elle tutulabilir gibiydi.Bu duyguyu bastırmaya çalışmadı,iyi ya da kötü olmasına aldırmıyordu,durmadan kendini kontrol etmekten,maskelerden,uygun davranışlardan bıkmış usanmıştı.
Yıllarca ruhunun derinliklerinde barındırdığı olumsuz duyguların su yüzüne çıkmasına izin vermişti sonunda.Onları gerçekten hissetmişti,artık gerekli değildiler,gidebilirlerdi.
Her şeyi aptalca bulduğu için yaşamın kendisine empoze ettiği şeyleri kabullenmişti her zaman.İlk gençliğinde seçim yapmak için çok erken olduğuna inanmış, gençliğinde,yani şimdi ise,değişmek için çok geç kaldığını düşünmüştü.
Yaşamı boyunca pek çok kez fark etmişti Veronika, tanıdığı bir sürü insan başkalarının başına gelen korkunç olaylardan sanki gerçekten üzgünmüş ve yardım etmek istiyorlarmış gibi söz ederlerdi, ama işin gerçeği, başkalarının acılarından zevk aldıklarıydı; çünkü böylece kendilerinin mutlu ve şanslı olduklarına inanabiliyorlardı.