Noir

Noir
@Nnoir
2549 okur puanı
Haziran 2016 tarihinde katıldı
Virginia Woolf, Joyce, Kafka ve Proust gibi yazarlar kavrama gücümüzü ve duyarlılığımızı güçlendirerek gerçeklik denen sonsuz sersemliğin içinde, önceleri görmezden geldiğimiz ya da eksik, basmakalıp bilgilerle değerlendirdiğimiz düzlem ve düzeyleri tespit etmemizi sağlarlar.
Reklam
Roman tekniğinin doruk noktası budur işte: Görünmezliğe ulaşmak; renk, heyecan, incelik, güzellik ve telkinlerden inşa edilen öykünün yetkinliği sayesinde okuyucuya romanın varlığını unutturmak, kendini kitap okuyormuş gibi değil de, bir anlığına da olsa, yaşamının yerine geçmeyi başaran bir kurmacada yaşıyormuş gibi hissettirmek.
Virginia Woolf, Joyce, Kafka ve Proust gibi yazarlar kavrama gücümüzü ve duyarlılığımızı güçlendirerek gerçeklik denen sonsuz sersemliğin içinde, önceleri görmezden geldiğimiz ya da eksik, basmakalıp bilgilerle değerlendirdiğimiz düzlem ve düzeyleri tespit etmemizi sağlarlar.
Julio Cortazar da en tanınmış romanı Seksek'te zamanı hokkabaz gibi parmağında çevirerek varoluşun amansız kanunu olan ölümü unufak eder. Seksek'i anlatıcının sunduğu okuma planındaki talimatlara uyarak okuyan okuyucular kitabı asla bitiremezler, çünkü kitabın son iki bölümü birbirinin başına bağlanarak sonlanmaktadır; uysal ve yumuşak başlı okurlar kaçmanın imkansız olduğu bir zaman labirentinde sıkışıp kalacak ve (pratikte olmasa da) teoride ölene dek, döne döne bu bölümleri okuyacaklardır.
Guatemalalı yazar Augusto Monterroso'nun "El Dinosaurio" (Dinozor) adlı öyküsü dünyanın en kısa (ve en iyi) öykülerinden biridir ve tek bir cümleden oluşur: Uyanmıştı ve dinozor hala oradaydı.
Reklam